• Bademli Gevrekler
  • Baharatlı Fındıklı Kurabiye
  • Susamlı Cipsler
  • Bergamot Limonu Reçeli
  • Balkabaklı Rulo Pasta
  • Şiveydiz...

21 Aralık 2012 Cuma

Şiveydiz

18 yorum


Merhabalar,
 
Yemek yemenin , güzel ve farklı tadların sürekli peşinde olan ben, son zamanlarda abartılı bir hale gelen kilolarım nedeni ile hayata bakışımı hatta yemeğe bakışımı oldukça değiştirdim. Değiştirmek zorunda kaldım demek daha yerinde olacak sanırım.
 
Memnun değil miyim diye sorarsanız, kesinlikle memnun ve mutluyum.
Yemek ile ilişkimi değiştirmek bana ne kattı derseniz; sanki zihnimde bir besin hesap tablosu var da yemek üzere olduğum her ne ise onu hesaplayıp öyle tüketiyorum. Vücuduma protein mi, karbonhidrat mı, vitamin mi, şeker mi her ne giriyorsa hesaplamaya başladım.
 
Aldığım kalorinin yakımı için kaç saat yürümem gerektiğini düşünerek bir çok şeyi yemekten vazgeçebiliyorum örneğin.
Spor yapmanın vücudu yoran bir aktivite olduğunu düşünmeyi bir kenara bırakıp sağlığım için olmazsa olmaz bir kaide olduğunu anladım. Sağlığım için bir şeyler yapmanın hazzı da bambaşka.
 
Yemek ile ilişkimi değiştirmek ; beslenme alışkanlıklarımı değiştirmenin yanı sıra şimdilik benden bir 5 kiloyu da götürdü. Kesinlikle daha mutlu ve zindeyim.
 
Hal böyle olunca yeni yeni ısınıp girdiğim mutfağımda daha hafif şeyler hazırlanıyor. Yayımlamak için tarif bulmakta ise zorlandığımı itiraf edebilirim. :) 

 
Şiveydiz çocukluğumdan bu yana şehrimin en sevdiğim yemeklerinden biridir. Antep mutfağı her zaman bende hayranlık uyandırmıştır.
 
Daha önce de bahsetmişimdir ne kadar çok eleştirsem de Antep'i, farklı bir tınısı var bu şehrin bende... Bu nedenledir ki bırakıp gidemiyorum. Gidip de Türkiyenin en güzel yerlerinden biri olan Bodruma yerleşemiyorum. Bodrumda 4. kuşak var şimdi ailemden... Sanırım henüz bu kararı verebilecek kadar sıkılmadım buradan. :)
 
Bazen Bodrum yerine hala Antepde yaşıyor olmam garipsenebiliyor çevremdekiler tarafından. :)  Böyle zamanlarda ne diyeceğimi bilemiyorum. Neden hala buradayım ki diye kendime sormadığım olmuyor değil hani. Bakalım zaman denilen kavram neler çıkarak karşımıza.
 
Biraz da Şiveydizden bahsedeyim sizlere.
 
Bu yemek için tam ölçü vermek zor benim için. Göz kararı ölçülerle yapmanızı önereceğim haliyle.
 
  • Az yağlı kuşbaşı doğranmış kuzu eti ve nohut haşlanır. 
  • Yeşil sarımsak uzunca doğranır ve haşlanmış et ve nohudun üzerine eklenir. Onlar da pişinceye kadar ocakta tutulur. Dilerseniz pırasa ile de yapılabilir. Her ikisinden de ilave ederek de yapılabilir.
  • Diğer tarafta yoğurt sos hazırlanır. Yoğurdu kestirmeden hazırlamak önemli burada. Kısık ateşte süzdürülmüş yoğurda bir kaşık un ve bir yumurta ilave edilip, sürekli çırparak pişirilir.
  • Sonrasında yoğurt sos ve etli, nohutlu ve sarımsaklı karışımı kavuşturabilirsiniz.
  • Üzerini de dilerseniz kızdırılmış yağda hasbir ya da nane yakarak süsleyebilirsiniz.
Şimdilik benden bu kadar...
 
Beslenme alışkanlıklarınızı gözden geçirmenizi ve daha sağlıklı bir yaşam için çalışmalara başlamanızı diliyorum. Sonra da incelip çevrenizdekiler tarafından kıskanılmanın hazzını yaşayın... ;)
 
Musmutlu hafta sonları size...
Sevgilerimle...
 
 

4 Aralık 2012 Salı

Bademli Gevrek (Biscotti) ile Başlangıç

21 yorum

Mutfakla aramdaki buzları eritmem gerekti artık. Hafta sonu büyük bir acemilikle yaptım gevreklerimi. Kırmızı kitchenaid tüm ihtişamı ile mutfak tezgahında sergilenirken onun karıştırıcı olduğunu unutup aksesuar mı sandim bilemiyorum, kendim yağurdum gevrek hamurunu...
Hamur parmaklarıma yapışıp da yoğurmakta zorlandığım an aklıma bir hamur yoğurma makinemin olduğu geldi ve kendime güldüm. Herşeyi nasıl da unutmuşum diye :)

Sürekli tozunu aldığım aksesuarım olmuş meğer...

Ayrı kaldığım dönemde mutfakta olmanın huzur ve mutlulukla çok ilintili olduğunu anladım. En azından benim için öyleymiş...

Eminim bir çok kişi biliyordur gevrek yapımını. Çayını benim gibi tek başına sevmeyenler, hemen bozulmayıp uzun süre kalsın ara sıra yerim diyenler için önerilir...

Bademli Gevrek (Biscotti )
*cup ile ölçülmüştür.

Malzemeler :
  • 3/4 cup badem
  • 3 yumurta
  • 2 cup un
  • 1 cup fındık unu
  • 3/4 su bardağı şeker
  • bir tutam tuz
  • 1/2 paket kabartma tozu
  • 1/2 paket vanilya
Yapımı :
  • Fırını 170 derecede ısıtın.
  • Teflon tafada bademleri kavurun ve soğuması için bekletin.
  • Yumurtaları çırpın, un, fındık unu, şeker, kabartma tozu, vanilya ve tuzu ilave edip yumuşak bir hamur elde edip, 10-15 dk hamuru dinlendirin.
  • Hamuru rulo yapıp pişirin.
  • Biraz kızarınca fırından çıkarıp, dilimleyin, tekrar fırınlayın ve gevrekler tüketilmeye hazır.


Abidin Dino'nun bir resim çizip de işte bu mutluluğun resmi dememiş olması ne iyi. O da Nazıma cevabında demiş zaten;



"Yapardım mutluluğun resmini


Buna da ne tual yeterdi;
ne boya..."
 


 
 

Bunlar benim mutluluk fotoğraflarım.
Zihnimin çekmecesinde fotoğrafın yanında kokuları da var.

Sonbaharın mucizevi güzelliğine tanık olmak öyle güzel ki... Oğlum ve arkadaşlarımızla yürüyüşe çıkıp ardından yapılan kahvaltılar...
Çayın ya da kahvenin yanına hazırlanan kurabiyenin evdeki kokusu... Mutluluğun kokusu değil de nedir ki...

 
Ağzının tadı olsun insanın, kalbinin huzuru olsun, sağlığın sıhhatin de yerindeyse daha ne olsun... 
Kim ne demiş, kim ne yapmış bize ne.


Sevgilerimle...


 

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Peynirli İrmik Helvası

26 yorum

Merhabalar,
İnsanın mutfakla arasının iyi olması için, hayatında mutlu etmek istediği insanların var olması gerekiyor. Siz ne düşünürsünüz bilmem ama mutfakta olmanın mutlulukla alakası var...
Bundandır ki mutfağa son günlerde sadece su içmek için uğruyorum. Haliyle blogum da sessizleşti.

Eskilerden kalan bir tarif Peynirli İrmik Helvası. Ani tatlı krizleri için, bir çırpıda yapılabilen nefis bir tatlı...

Malzemeler :
  • 1 su bardağı irmik
  • 1 su bardağı şeker
  • 1,5 su bardağı su
  • 2 - 3 yemek kaşığı tereyağ
  • Yeteri kadar tuzsuz Antep peyniri (2-3 adet)
  • üzerine tarçın
Yapılışı:
  • Derin bir tencerede tereyağı eritelim ve irmiği ekleyelip pembeleşinceye kadar kavuralım.
  • İrmik rengini aldıktan sonra şekeri ilave edip bir kaç dakika bu şekilde kavuralım.
  • Bu karışıma soğuk suyu da ilave edelim ve suyunu çekene kadar pişirelim.
  • Son olarak da ince ince dilimlediğimiz Antep peynirlerini ekleyip karıştıralım ve ocağı kapatalım.
  • Tencerenin kapağını kapatıp 1-2 dakika kadar dinlendirelim. Böylece peynirler de erimiş olacaktır.
  • Tarçın, ceviz ya da fıstık ile servis edebilirsiniz.


Aşçının notu: Kesinlikle önerilir. Anteplilerin dolabında her daim hazır bekleyen tuzsuz peynir vardır. Künefe yapılabilen herhangi bir peynir de olabilir. Peynirin tuzsuz olması ve kaşar gibi eriyor olması önemli.

Mutlu bir hafta diliyorum.
Sevgilerimle...

16 Mayıs 2012 Çarşamba

Antep Mutfağından Parmak Kebabı

25 yorum

Uzun bir sessizlikten sonra merhabalar...

Yaz geldi ya artık patlıcan yemeklerinin sayısı artar Anteplilerin mutfağında. Patlıcan çeşit çeşit hallerde sofralara gelir. Patlıcan kebabı yaz mevsiminin kral yemeği. Ardından alinazik. parmak kebabı, patlıcan söğürme, patlıcan doğrama vs. vs...

En sevdiğim yemeklerden biri de Parmak Kebabı. 
Normalde tencere yemeğidir kendileri fakat ben fırınlayarak pişirdim. Daha güzel bir görüntüsü olduğu muhakkak. Lezzeti de aynı.
Kesinlikle denemenizi öneririm.

Bire bir ölçü vermeyeceğim. Göz kararı malzeme ile hazırlanabilecek çok kolay bir yemek.

  • Patlıcanları alacalı soyun, parmak kalınlığında ve uzunluğunda dilimleyin, tuzlu suda bekletin.
  • Bu sırada kuşbaşı doğradığınız eti (ben haşlamalık boyun eti kullandım) kavurun.
  • Ardından soğan ve domates ilave ederek kavurmaya devam edin.
  • Üzerine bir miktar su koyun, baharatını, tuzunu ilave edip, kısık ateşte pişirin.
  • Bu sırada patlıcanları ve yeşil biberi kızartabiliriz.
  • Fırın tepsisine patlıcanları yerleştirin, diğer tarafta haşladığınız eti suyu ile birlikte üzerine ilave edin.
  • Biber ve domatesleri üzerine yerleştirip, 30 dk kadar fırınlayın.

Tencere yemeği olarak da hazırlayabilirsiniz. Patlıcanları daha büyük halde kızartıp, bu haliyle de pişirebiliriz.
Her çeşiti aynı lezzette, güzellikte...
Memleketimin mutfağından seçmeler...
Hoşçakalın.
Sevgilerimle...

30 Nisan 2012 Pazartesi

Çağla Aşı ve Gaziantep ...

16 yorum


Merhabalar. 

Tüm haftasonumu mutfakta geçirdim. Son zamanlarda üzerimde bir yöresellik var ki sormayın. Ehh kolay değil mutfağı ile ünlü bir şehirde yaşamak. Haliyle tanıtmak istiyorum farklı tadları. Benim da daha önce hiç denemediğim, annemden dahi yemediğim bir yemek Çağla Aşı.

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi şehrimizin kültürünü anlatabilmek adına bir çok çalışmalar yapıyor. Bunları beğeni ile takip ediyorum. Ben de bir elçi olarak düşündüm kendimi ve çorbada benim de tuzum bulunsun istedim. Yemek blogumun olduğunu bilinmeden, tesadüfen hediye edilen Gaziantep Belediyesi Kültür Bölümünün hazırladığı* Gaziantep Mutfağına ait bir yemek kitabım var. Hatrı sayılır ölçüde yemek kitabım ve dergim olmasına rağmen bu kitabın yeri benim için ayrı.

Kitaptaki tariflerin her biri kültürümün bir parçası, her birini severek yapıyorum. Hepsine aşinayım. Yapım inceliklerini biliyorum. Farkettiğim ise bu yemeklere sayfamda çok az yer verdiğim.
Bu nedenle kendi yöremin yemeklerine ağırlık vermek istiyorum...
  
  


Yemek tarifini vermeden önce bahsetmek istedim; Gaziantep mutfağında yoğurtlu yemekler ağırlıklıdır. Ve yapım şekli hemen hepsinde aynıdır. Ana malzemenin değiştirilmesi ile çeşitlendirilir.
Örmeğin çağla yerine, patetes eklendiğinde yoğurtlu patates yemeği olur.

Çağla Aşının yapımı ise şöyle ;
  • Düdüklü tencerede et ve nohut haşlayın.
  • Çağlaları ikiye bölüp, içini boşaltın ve ayrı bir tencerede haşlayın. Haşladıktan sonra suyunu değiştirin.
  • Haşlanmış et ve nohuta, yine haşladığınız çağlayı ekleyip bir taşım kaynatın.
Diğer taraftan yoğurt sosunu hazırlamak için ;
  • Süzdürülmüş yoğurta bir yumurta kırın ve çırpın. Kısık ateşte ılıklaştırın.
  • Yemeğin suyundan ilave edip karıştırın. Sonra da sos ile yemeği karıştırın.
  • Küçük bir tavada yağı kızdırın ve haspir atın. Yemeğin üzerine dökün.
  • Haspir yerine kuru nane de kullanılabilir. 
Bu yemeğin salçalısını da yapmak mümkün. İlk defa deneyip tadına bakmış biri olarak kişisel düşüncem ise güzel bir yemek fakat sürekli yapmalıyım hissi uyandırmadı bende.

Ayrıca yakın zamanda Gaziantep Rehberi hazırlamak için çalışmalara başlayacağım. Gaziantep'e gelip de neler yapılır diye düşünenler için önbilgi olur diye düşünüyorum. O kadar çok şey var ki bu konuda yazmak istediğim. Şimdiden onlarca fikir var aklımda sıralanan.... :)

Seviyorum bu şehri... Ailem burada olmasa da, kopup gidemiyorum buralardan... Sanki başka bir şehirde nefes alamayacakmışım gibi...

Huzur dolu bir hafta geçirmeniz dileği ile...
Sevgiler... 

Kitabın yazarı M.Ragıp GÜZELBEY - Şiveydiz

16 Nisan 2012 Pazartesi

Ispanaklı Peynirli Rulo Kek

26 yorum

Merhabalar...
Umarım iyi bir hafta sonu geçirmişsinizdir ve enerji dolu başlamışsınızdır yeni haftaya. Baharın tazeliği, güzelliği hiç şüphesiz benim enerjimi yükseltiyor.

Mutfaktayım son zamanlar. Uzun süredir planladığım, not alıp da en kısa sürede yapmalıyım dediğim tarifleri denemekle iştigalim.

Farkettiğim ise; nedendir bilemiyorum hala içimdeki acemiliği atamamışım. 6 yılı aşkın süredir blog yazarıyım, ayrıca yabancı ve yerli blogların takipcisiyim. Buna rağmen her yeni tarife endişeyle yaklaşıyorum. Yapamayacakmışım gibi... Olmayacakmış gibi hissediyorum.

Endişelerime rağmen hayalimde bir tarif var ise kendi ölçülerimle istediğim lezzete ulaşabiliyorum.
Küçük bir resim esin kaynağım olabiliyor. Geri kalanı damak tadınıza kalmış...

Ispanaklı Peynirli Rulo Kek için de tereddütlerim vardı. Yabancı bir blogda resmin gördüm. Geri kalanı ise kendi ölçülerim ve sevdiğim sebzeler...
Tarifine gelince;

Ispanaklı Peynirli  Rulo Kek için;
  • 300 gr temizlenmiş ıspanak
  •  2 yumurta
  • 100 ml ekşi krema*
  • 4 yemek kaşığı tepeleme un
  • 1 tatlikaşığı kabartma tozu
  • 1 tatlikaşığı tuz
  • 30 ml zeytinyağ
İç Harcı için;
  • 300 gr labne peynir
  •  2 havuç
  • 1 kuru soğan
  • Konserve mantar
  • Üzerine rendelenmiş kaşar
 Yapımı:
  • Ispanakları haşlayıp suyunu süzdürün. Rondada ince kıyın.
  • Yumurtaları çırpma teli ile biraz çırpın.
  • Eşki kremayı, unu,tuz, kabartma tozunu da ilave edip karıştırın.
  • Ispanakları ve yağı da ekleyip , homojen bir karışım elde edin.
  • Yağlı kağıt serdiğiniz diktörtgen bir çemberde 160 derecede pişirin.**
  • Piştikten sonra yağlı kağıdından çıkarın ve tekrar aynı kağıt ile rulo yapın, nemli bir beze sararak yaklaşık yarım saat kadar bekletin. Bu sırada iç harcını hazırlayabilirsiniz.
*Ekşi Krema; 100 ml elinizi hafif yakacak kadar ısıttığınız süte 1-2 yemek kaşığı limon suyu (sirke de olabilir) ilave edilir, 10-15 dk bekletilerek hazırlanır.
**18-28 cm ebatlarında diktörtgen bir çemberim var. Rulo keklerimi bununla yapıyorum ve ölçüleri çok ideal oluyor. 
  • İncecik doğradığınız soğanı çok az yağ ile biraz kavurun ve rendelediğiniz havuçları da ekleyerek pişirmeye devam edin. Havuçlar diriliğini kaybedince soğumaya bırakın.
  • Labne peynirini kağıt havlu üzerine çevirin, böylece süzdürmüş oluyoruz.
  • Dinlenmiş olan ıspanaklı kekimize labne peynirin 2/3 lük kısmını sürüyoruz.
  • Havuçlu karışımı üzerine seriyoruz, ardından da ince dilimlediğiniz konserve mantarları dizin ve rulo yapın.
  • Kalan peyniri de üzerine sürün ve kaşar rendesi ile süslemeyi tamamlayın.
Orijinal resimde havuçlu karışım yerine salam dilimlenmişti. Salam ile daha iyi bir görüntü elde edebilirsiniz.
Mantar, havuç, labne karışımının ıspanaklı bir kek ile uyumuna ben bayıldım.
Kesinlikle önerilir.
Biraz uğraştırıcı gibi görünse de zengin görünümlü bir kahvaltı seçeneği bence.
Denerseniz afiyet olsun.

 
Gönlünüzce geçireceğiniz mutlu bir hafta diliyorum.
Sevgilerimle...

12 Nisan 2012 Perşembe

Yoğunlaştırılmış Süt ile Limonlu Tart

20 yorum

Merhabalar,

Sıradaki tarifim tart olmasa da dayanamayıp ilk sıraya aldım kendilerini. Limon ve portakal aromalı tadlar benim favorim.

Yoğunlaştırılmış süt ile aromanın karışımı ise kesinlikle denemeye değer. Tadına bakma şansını elde edenlerden olumlu yorumlar aldım.

Kendi kanaatim ise mükemmel...
Yoğunlaştırılmış sütü (Dulce De Leche) ilk defa denedim. Şeker miktarı fazla geldi bana biraz. Gerçi tart içerisindeki limon suyu ile dengelenmişti.
Cafe Fernondo'nun yazarı Cenk'in çok daha güzel görünen yoğunlaştırılmış süt tarifi var. Rengi daha açık. Şeker ile sütü birlikte kaynattığım için rengi daha koyu benim yaptığımın. Bir sonrakini bu şekilde denicem ve daha açık renkli bir tart elde edebilirim diye düşünüyorum.


Tarif yabancı kaynaklı bir siteden uyarladım. Minik tart kalıpları için ölçü verilmişti ancak küçük kalıplarla uğraşmak benim için zaman kaybı olacağından büyük kalıpda hazırladım. Vereceğim tart hamuru ölçüsünün yarısı benim kalıbım için yetti. Yani bu ölçü ile iki tane tart elde edebilirsiniz.
Ya da minik tart kalıplarında hazırlayarak tüm hamuru kullanabilirsiniz.

 Tarife geçersek;

Yoğunlaştırılmış Süt ile Limonlu Tart

Malzemeler:

Hamur için;
  • 2 cup un
  • 125 tereyağ
  • 1 yumurta
  • 1/2 cup pudra şekeri
  • 1/2 cup badem unu
  • 1 ymk kaşığı limon kabuğu rendesi
  • Bir tutam tuz
Dolgu için;
  • 330 gr yoğunlaştırılmış süt
  • 3 büyük yumurta sarısı
  • 1 büyük yumurta
  • 85 gr limon suyu
Yapımı:
  • Hamuru hazırlamak için tereyağını ve şekeri derin bir karıştırma kabına alın ve bir süre mikserde çırpın.
  • Ardından yumurtayı da ekleyin ve çırpın.
  • Geri kalan malzemeyi de ekleyip yumuşak bir hamur elde edin.
  • Ağzı kapalı bir kapta yarım saat dinlendirin.
  • Daha sonra fırınınızı 180 derecede ısıtın.
  • Yağladığınız tart kalıbına hamurunuzu serin ve pişirin.
  • Pişerken hamur kabaracaktır, çatal  batırabilirsiniz.
  • Hamur fırındayken dolguyu hazırlayabiliriz.
 Dolgunun yapımı;
  • Yoğunlaştırılmış sütü kendim hazırladım. Daha önce de bahsettiğim gibi şekeri süt ile birlikte kaynattım. Bu nedenle daha koyu renkli bir yoğunlaştırılmış süt elde ettim. Görsel olarak açık renkli yoğunlaştırılmış sütün daha güzel olacağini düşünüyorum. Bu nedenle bir sonrakini Cenk'in de yaptığı gibi; kaynadıkça yoğunlaşan süte en son şeker ekleyip , şeker eriyinceye kadar bekletip işlemi sonlandırıcam.  
  • Mevcut bulunan yoğunlaştırılmış sütünüzü bir süre çırpın.
  • Artından yumurtaları ve limon suyunu ilave edip çırmaya devam edin.
  • Homojen bir karışım elde edince tel süzekten geçirin. Daha pürüzsüz bir karışım olacak böylece. Ve yoğunlaşmış sütün posasını almış oluyorsunuz.
  • Dolgu malzemesini, kızaran tart hamurunun üzerine döküp 160 derecede pişirmeye devam ediyorsunuz. 


Ben fırından çıkar çıkmaz dilimleyip fotoğrafladım. Bu nedenle kenarları tırtıklı. Buz dolabında bekletip dilimlediğimde ise çok daha mükemmel görünümlü dilimler oldu.

Damağın her tarafına yayılan limonun ferahlık hissini bir de limonlu cheescake yerken hissediyorum.
Kesinlikle favori tatlılarımdan oldu.

Mutluluk bu kadar basit bazen. Küçük bir limonlu tartı, sevdiğin dostlarınla paylaşmak, onların yorumları, devamının olması temennileri ve bunun etrafında dönen muhabbetler...

Ya da bir öğle arası küçük bir kaçamak yapıp Sakızlı Trio yemek.

Hafta sonu planları arasına limonlu tartı eklemek ya da şehre gelen Genco Erkal'ın tiyatrosuna iki bilet almak ...  :)) vs. vs...

Ayrıca benim fındık kurdu oğlumun okuma bayramı var. Bir zamanlar ilk dişi çıktı , elmayı dişiyle tırtıkladı diye resmini eklemiştim bloga. İnanamıyorum bize... Şu an "okuma bayramı" diyen kişi benim değil mi? Ne zaman büyüdük...

Hafta sonu benden önce uyanan oğlum acıkır ve dolaptan yumurtaları çıkarır. Yanına da küçük bir not iliştirir; "ekmekleri de sen çıkar..."

Ahh eveet, bu benim 7 yaşındaki minik, kocaman delikanlım!!!

Haydi size rast gele...
Güzel bir hafta sonu geçirin...
Sevgilerimle...

Kaynak:http://lardonmyfrench.blogspot.com/

8 Nisan 2012 Pazar

Bal Kabaklı Vanilyalı Kat Kat Muhallebi

13 yorum


Merhabalar...
Balkabaklı muhallebi ile yapılan tatlıları seviyorum. Kat kat bardaklardaki sunumları da ayrıca bir merakım vardı fakat hiç denememiştim.

Nereden bilebilirdim ki muhallebiyi yapmak çok kolay esas meselenin bardakların kenarlarını kirletmeden kat kat muhallebiyi sıralamakta olduğunu.

Bir ara çok kızdım kendime ve biranda muhallebinin hepsini çöpte gördüm.
Kurtardıklarımın tadına baktığımda ise çok büyük bir pişmanlık yaşadım. Bu bardakları hazırlayınca kadar da bir sepet dolusu bardak kirlettim.

Sıkma torbasını kullanmak en kesin çözüm bu arada.

Kendi yaşadığım pişmanlığa rağmen tarifini paylaşmaya değer buluyorum.


Bal Kabaklı Muhallebi için;
  • 2 çay bardağı süt,
  • 2 yemek kaşığı mısır nişastası,
  • 3 yemek kaşığı şeker,
  • 1 çay kaşığı tarçın,
  • 1/2 çay kaşığı karanfil ve muskat rendesi
  • Bir tutam tuz
  • 1 çay bardağı bal kabağı püresi
Bal kabağı püresi hariç tüm malzemeyi pişirme kabına alıp soğuk halde iken karıştırın.
İyice karıştırdıktan sonra pişirmeye başlayın.
Muhallebi piştikten sonra bal kabağı püresini de ilave edin. Biraz daha pişirip soğumaya bırakın.
Mikser ile bir süre çırpın.

Vanilyalı Muhallebi için;
  • 2,5 çay bardağı süt
  • 2 yemek kaşığı mısır nişaştası
  • 2 yemek kaşığı şeker
  • 1/2 pk vanilya (varsa 1 ymk kaşığı vanilya ekstrası)
  • Bir tutam tuz
  • 2 yemek kaşığı toz krem şanti
Yine aynı şekilde pişirme kabına alın ve soğuk halde iken önce iyice karıştırın ve ardından pişirin.

Biraz soğduktan sonra toz krem şanti ekleyerek çırpın.

Cevizli kat için; ince kıyılmış cevizi teflon tavada biraz kavurun. Soğuduktan sonra tarçın ve şeker ilave ederek karıştırın.

Sonra balkabaklı muhallebiyi, vanilyalı muhallebiyi ve cevizi kat kat bardaklara doldurun. Küçük kahve bardakları servis için ideal oldu. Tavsiye ederim.

Afiyet olsun diyorum.
Sevgilerimle...

2 Nisan 2012 Pazartesi

Mantar Salatası

4 yorum

Merhabalar,

Tüm haftasonum mutfakta amaçsızca geçti. Her şeye rağmen uzun uzun mutfakta zaman geçirmeyi özlediğimi hissettim.
Tarifini vermek istediğim daha güzel denemelerim vardı fakat notlarımı yanıma almayınca sonraya kaldı.
İtiraf ediyorum tarif bahane, aslolan tabaklarım.
Bu şirin mi şirin tabaklarım Naile ve Çiğdemimin bana aldığı geçen yılki doğum günü hediyemdi. Bayılıyorum bu tabaklara.
Haftasonu uğraşlarım arasında tabaklarımın resmini de bir bahane ile çekip bloguma eklemek de yer aldı. Ve ancak sergileyebildim. :)

Yoğurtlu Mantar Salatası;
Mantar Konservesi, sarımsaklı yoğurt mayonez ve dereotunu karıştırarak hazırlıyoruz.
Oldukça hafif ve kolay bir meze.
Gönlünüzce geçireceğiniz , mutlu ve huzurlu bir hafta diliyorum.

Sevgilerimle...



26 Mart 2012 Pazartesi

Antep Usulu Cevizli Çiğ Köfte (Etsiz)

10 yorum

Merhabalar...

Çiğ köfte diyoruz ama et yok içerisinde. Haşlanmış patetesle yapılıyor. Çiğ köfteyi yemekten kaçınanlar için güzel bir alternatif.
Tadının çok güzel olmasının yanı sıra yapımının da zaman almaması oldukça güzel.
Antep'de cevizli çiğ köfteyi her yerde bulabilirsiniz. Hemen her markette standları var. Bu da Antep'de cevizli çiğ köftenin ne kadar çok sevildiğinin bir göstergesi sanırım.

Damak tadı gelişmiş Antep halkının bu köfteyi seviyor olması iyi bir referans olmalı.  :))

Antep Usulu Cevizli Çiğ Köfte ( 4 Kişilik)
  • 1 çay bardağı köftelik siyah bulgur
  • 1 çay bardağı sıcak su
  • 1 çay bardağı domates salcası
  • 2 orta boy haşlanmış patates
  • 2/3 çay bardağı isot
  • 2/3 çay bardağı zeytin yağ
  • 2/3 çay bardağı ince kıyılmış ceviz
  • 1 küçük soğan
  • 1 diş sarımsak
  • Köfte baharatı, kırmızı biber, karabiber, tuz
Yapımı:
  • Orta boy bir tepside köftelik bulgur sıcak ve kaynamış su karıştırılır 4-5 dk bekletilir.
  • Salça, patates, isot, incecik kıyılmış soğan ve sarımsak, baharatlar da ilave edilerek yoğrulur.
  • Yağını ve cevizini de ekleyerek servis edilir.
Şimdilik benden bu kadar.
Mutlu ve huzurlu bir hafta geçirmenizi diliyorum.
Sevgiler...

8 Mart 2012 Perşembe

Dünya Kadınlar Günü!!!

3 yorum

Nedense Dünya Kadınlar Günü bende derin bir hüznü barındırır. Tıpkı Kadınları Koruma Derneğinin varoluş sebebi gibi...
Biraz düşününce sebebini buluyorum aslında. Dünya Erkekler Günü neden yok. Varsa neden kutlanmıyor. Yoksa geri kalan 364 gün onlara mı ait. Bu cinsiyet ayrımı üzerine kutlanan günlerin ve derneklerin oluşmasına sebep cinsiyetlerin, kutladıkları herhangi bir günleri neden olsun ki.

Kadınların daha eşit ve daha yaşanılır bir dünya için başlattığı mücadele günü. Kimbilir hangi acılar neticesinde başladı bu mücadele ve ne şekilde kazanıldı. Neden kazanmak zorunda oldu kadınlar. Geçmiş, neden kadınların hakkını bu denli görmezden gelmiş.

Beni üzen, böyle günlerin oluşmasına sebep olan yaşanmışlıklar. Hiç biri yaşanmamış olsaydı da, Kadınlar Günü diye bir kavram olmasaydı.
Geçmişe nazaran daha şanslı bir kadın toplumuyuz fakat geri kalınmışlık şu dönemde bile ne kadar da fazla.
Haftasonu katılmak zorunda olduğum Kişisel Gelişim Seminerinde söz alan bazı erkekler hala eşlerini dövebileceklerinden bahsedebiliyorlar. Gerçi gazetelerdeki kadın cinayetlerinin ne kadar çok olduğunu düşününce masum kalıyor sadece dövebileceklerini düşünmek. Üzüntü içerisinde dinledim konuşanları.
Onları da bir kadın yetiştirmedi mi? Biz kadınlar nerede hata yaptık da böyle düşünen erkekler yetiştirdik... 40 ına 50 sine gelmiş adam(cık)ların tabularını nasıl yıkarız şu saatten sonra...

Ben arkamı dönüp çıktım da, ya o adam(cık)larla yaşamak zorunda kalan kadınlarımız... Onlar için ne kadar da zordur yaşam. Bir çoğunun ekonomik özgürlüklerini edinemedikleri için bazılarının da çocukları için katlanmak zorunda oldukları hayatları var.

Kafam bulanık, duygularım ise karışık.
Temennim ise kutlanılan bu günlerin bilinçli bir kadın toplumu oluşturması. Çocuklarımızı kadın erkek ayrımcılığı ile değil, kadın ve erkeğin bir bütünün parçaları olduğu bilinci ile yetiştirmek...

Şiddetin olmadığı, mutluluk ve sağlık dolu günler diliyorum.
Sevgilerimle...

1 Mart 2012 Perşembe

Ispanaklı - Peynirli Pide

5 yorum
Merhabalar,

Odun ateşinde pişmiş sıcacık ıspanaklı peynirli pideye ne dersiniz?
Pratik ve leziz bir kahvaltı için harika bir seçenek bizim için.

Evde ekmek hamuru hazırlayıp denenebilir. Fakat Antepde her mahallenin birkaç tane fırını olunca böyle bir zahmete girmiyoruz.
Burada mahalle fırınları sayesinde, yemek adına hayat oldukça kolay. :))
Bu nedenle başka bir şehirde yaşasam aç kalacakmışım gibi komik bir düşünce var bende.
Alışkanlıklardan vazgeçmek çok zor.

Peynir ve ıspanağı fırına gönderip iki ekmek hamuru arasında koyup pişirmelerini istemiştim. Sadece peynir ile de yapılabilir.
Beyaz peynir dışında , kaşar, mozeralla, tulum peyniri ile de çok güzel olur.

İmkanı olanlar için güzel bir alternatif.

Sevgilerimle...

23 Şubat 2012 Perşembe

Nohutlu Firik Pilavı

7 yorum

Uzun süren bir sessizliğin ardından Merhabalar...

Mutfak ile aramda bir soğukluk var son zamanlarda. Kendi kariyer planlarım ve oğlumun dersleri ile ilgilenmek benim hayatımın önceliği olduğundan diye düşünüyorum.

Firiğin ne olduğunu bilmeyenler için firik nedir onu anlatayım.

FİRİK
Buğday sararmaya yakın yeşilken biçilir ve yakılır. Yeşil olduğu için yanmaz, bir nevi tütsülenir. Daha sonra kabukları soyulur ve firik olur. Firik, kaynatılmak yerine közlenerek bulgur haline getirilir. Bu nedenle yerken ağzınıza harika isli bir tat gelir. Pilavı, dolması ve lapası yapılır. Pilavlık bulgur ile karıştırılarak da kullanılabilir.*


Yanık tadı sevenlerin çok beğeneceği bir pilav.
Firik Pilavı Antep'de genellikle tavuk ile servis edilir. Ben etli halini daha çok seviyorum.

Malzemeler:
1 su bardağı firik
1/2 su  bulgur
Haşlanmış et ve nohut
Tereyağ
Kaynamış su
Tuz-Karabiber

Yapımı:
Et ve nohudu haşlayın.
Bulgur ve firiği bir süzekte yıkayın ve tencereye alın.
Tereyağı pilav tencerenize alın ve yıkadığınız bulgur ve firiği ekleyin.
Bir kaç dakika karıştırdıktan sonra et suyu , normal suyunu , haşlanmış nohutu , tuz-karabiber ilave edip. Pişmeye bırakın.
Bulgurun üç katı su ilavesi yaparım.
Pişen pilavı servise alın ve üzerine etleri dizin. İsterseniz pilavın içerisine de karıştırabilirsiniz.
Salçalı da yapılabilir. Ben sade halini daha çok seviyorum.
Siz de kendi damak tadınıza göre pişirebilirsiniz.

Mutluluk dolu günler diliyorum.
Sevgilerimle...



*Lezzet dergisinden alıntıdır.

16 Ocak 2012 Pazartesi

Maraş Usulü Tarhana Çorbası

11 yorum

Merhabalar,
Sesler ve kokular insanı alır ve götürür ya başka yerlere, işte tarhana çorbasının da böyle bir etkisi var bende.
Güne tarhana çorbasının iştah açan kokusu ile başlamak... Annemin mutfaktaki hali... Kardeşimle çekişmelerimiz, içtenliğimiz, masumiyetimiz, çocukluğumuz...
Alışkanlıkları değiştirmek zor. Şimdi ben de anneyim. Benim oğlum aynı şeyleri hisseder mi bilmiyorum, sabahları pişiriyorum sıklıkla.

Bu çorbayı da annem hazırlamışken paylaşmak istedim sizlerle.

Maraş tarhanasını hazırlamak başlı başına bir uğraş. Bildiğimiz un tarhanasından farklı. Yine çocukluğumda kendimiz hazırlardık tarhanayı. Şimdilerde hazır olarak bulmak çok kolay bu yörede. Antepde de satıldığını gördüm fakat annem Maraşlı olduğundan akrabalar gönderiyor bana.

Çorbanın yapımı oldukça kolay. Düdüklü tencerede pişirmenizi öneririm.
Davetlerinizde kolay ve lezzetli bir çorba seçeneği ayrıca.
Maraşlılar genellikle çalgam ile pişirir. Hatta annem yanında pekmez ile yediklerini anlattı fakat bana pek hoş gelmedi bu fikir. Haliyle denemedim. :)

Yapımı ise ;
Maraş tarhanasının üzerini geçecek miktarda su ilave edin ve düdüklü tencerede 10-15 dk pişirin.
Suyu katılığına göre ayarlayabilirsiniz.
Arzuya göre 1- 2 diş sarımsak ezip ilave edin.
Blendırdan geçirilir. Üzerine nane ve yağ yakılır.
Ve servise hazır.

Notlar : Çalgam ile yapılacaksa, çalgamın hafif acımsı bir tadı var ve çorbayı etkilememesi için ayrıca kaynatıp ekliyoruz.
Çorbanın tadının ekşi olmasını istemiyorsanız, pişirmeden önce kuru tarhanayı suda bekletin ve suyunu değiştirip öyle pişirin.
Nohut da ilave ediliyor. Ben yakıştırmadığımdan eklemiyorum. Eğer eklemek isterseniz onu da haşlanmış olarak ilave etmenizi öneririm. Çorbanın kendisi ile pişirmeyin.

Haftaya güzel başladım umarım güzel sonlandırırız.
Gönlünüzdeki güzelliklerin sizi bulmasını diliyorum.
Sevgilerimle...
 

*Ra Mutfakta Design by GeCe's Blogger Templates © 2010