• Bademli Gevrekler
  • Baharatlı Fındıklı Kurabiye
  • Susamlı Cipsler
  • Bergamot Limonu Reçeli
  • Balkabaklı Rulo Pasta
  • Şiveydiz...

12 Aralık 2011 Pazartesi

Acıbadem Kurabiyesi

21 yorum

Merhabalar,
Hafta sonu üzerimdeki rehaveti atıp mutfağa geçmeme sebep kurabiyelerim işte bunlar. Diyetime aldırmayıp sabah sabah bir fincan çayın yanında badem aromasını doyasıya hissettiğim nefis kurabiyeleriimmm... Sakızımsı dokusu olan kurabiyeleri çok severim... İçerisinde badem varsa daha da çok severim.
E haliyle ortaya Acıbadem Kurabiyesi çıkıyor. :)) 

İş yerine gelirken yanıma sınırlı sayıda kurabiye aldığımdan, ikram etmeye de kıyamıyorum, hepsini yeme bencilliğini mi yapsam dedim biran fakat yok yok paylaşıp fikir edineyim ki içim rahat etsin dedim. Aldığım tepkiler ise mutluluk vericiydi.

Lafı uzatmadan tarifime geçeyim. Tarif ise şu siteden uyarlama ; bakingobsession

Malzemeler:
  • 2 yumurtanın akı (oda ısısında beklemiş)
  • 2/3 cup pudra şekeri
  • 1 cup çiğ badem
  • 1 yemek kaşığı un
  • 1 yemek kaşığı mısır nişastası
  • 1/4 çay kaşığı tarçın (isteğe bağlı)
  • 1 ya da 2 damla acı badem aroması
Yapımı:
  • Fırını 175 derecede ısıtalım.
  • Yumurtayı köpük köpük oluncaya dek çırpın.
  • 1/3 cup şeker ve acıbadem aromasına ilave edip çırpın.
  • Bademleri rondoda inceltin.
  • İnce çekilmiş bademlerin içine geri kalan 1/3 cup şeker, nişasta ve unu da ilave edip birkaç saniye daha çalıştırın rondoyu.
  • Elde ettiğiniz bademli unlu karışımı köpük köpük olan yumurta ile karıştırın. Spatula ile yumurtayı söndürmemeye dikkat ederek yapın bu işlemi.
  • Hafif akıcı bir karışım olacak.
  • Yağlı kağıda, kaşık ile ya da sıkma torması ile paylaştırın.
  • Yaklaşık 20 dk kadar pişirin. Hafif kızarınca çıkarın ve soğumasını bekleyin.
Hiç un ve nişasta eklenmeyen acımbadem kurabiyesi tarifleri de var. Hiç denemediğim için fikrim yok. Fakat bu kurabiyeler dışarıdan aldığım acıbadem kurabiyelerine oranla daha yumuşaktı. Doksunu daha çok sevdim. Belki de un ve nişastadandır diye düşünüyorum.



Aslında acıbadem ile makaron birbirine benzer fakat ben makaronu sevmedim. Bu kadar şekerli birşeyi nasıl yiyebiliyolar anlamıyorum demiştim ilk hüsranla sonuçlanan makaron macerasından sonra. Devamında da deneyip, başarmak zahmetinde bulunmadım zaten.

Fıstığı bol Antep diyarında tavuk rostonun dahi içine fıstık girerken, fıstıklı acıbadem kurabiyesinin olmaması mümkün değil. Fıstık olayını abarttığımız bir gerçek. Şimdilerde düşüncem bunun fıstıklısını denemek... Adının ise acıbadem olması anlamsız olacağından, şimdiden isim düşüneyim. :)

Not: Blogcu arkadaşlarımı ziyaret edip yorum bırakamıyorum, yorumlarıma çoğunlukla cevap veremiyorum ve bu nedenle çok üzgünüm. Eskiden böyle yapan blogculara kızardım, hiç yazma o halde derdim ama öyle olmuyormuş. Sorumluluklarıma yönelip (ki bu sorumluluğun büyük bölümü oğlum ile alakalı) tamamen buradan kopmak da istemiyorum, uzun uzun vakit de ayıramıyorum. Şu sıra beni böyle kabul edin lütfen. Üzerimdeki stresin geçmesini bekliyorum. Bu sabah beni uzun uzun dinleyen Şehr-i  Bursadan Çiğdemime de sevgilerimi gönderiyorum. İyiki varsın canım benim.

Şimdilik benden bu kadar. Çok çok mutlu , huzur dolu bir hafta diliyorum sizlere. Duacım olursanız çok mutlu olurum.
Sevgilerimle...

1 Aralık 2011 Perşembe

Cirgindiş

10 yorum

Cirgindiş ya da cırgındış Çeçenlere ait bir yemek. Göçebe kültürünü fazlasıyla yansıtıyor. Oğlum çok sevdiği için bizim evde sürekli yapılır. Kendisine en sevdiğin yemek nedir diye sorulduğunda verdiği yanıt; cirgindiş oluyor. Tabi yabancısı olduklarından garip garip bakıyolar çocuğa.

Çok sevip de paylaşmadan olmaz dedim.
Malzemeler:
Un-Su-Tuz

Kemikli et
sarımsak
margarin
Salça
  
Yapılışı:
Öncelikle eti geniş bir tencerede bol su ile haşlarız.Düdüklü tencere bu iş için elverişli oluyor.
Hamurunu ise un, tuz, et suyu ve normal su ile hazırlarız. Et suyu hamurun yumuşak olmasını sağlıyor.
Hamuru biraz dinlendirdikten sonra, hamurdan küçük rulolar yapıp, sonra da bıçakla kesip daha da küçültüyoruz. Her birini unladığımız tahtaya koyup, dört parmağımızı üzerine bastırıp çekiyoruz. Böylece hamurumuz incelmiş ve şekil almış olacak. Hamur bitene kadar aynı işlem yapılır.
Haşlanan etleri ayrı bir kaba alıp, üzerini soğumaması için kapatalım. Eti haşladığımız su azalmış ise üzerine biraz daha su ekleyip kaynatalım ve içerisine hamurlarımızı atalım. Hamurları iyice yumuşayana kadar kaynatıyoruz. Yaklaşık 20 dakika. Haşlama suyunun çok olması gerek.
Diğer tarafta ise margarini bir tavada eritin ve içerisine salça ilave edip iyice karıştırın. Ezilmiş sarımsakları ilave edin. Servis ederken de içerisine hamurları haşladığımız sudan birkaç kepçe koyalım.
Hamurlar haşlanınca genişce bir tepsiye çıkarın ve eti ve sarımsak soslarını arasına yerleştirin. Haşlanmış hamurlar sarımsak sosuna batırılır ve bir parça et alınarak yenilir.

Kültür yemeklerinden bahsetmeyi çok seviyorum. Yarınlara aktarılmasına önem veriyorum. Bu da tarihe düşülmüş bir not. Eksiklerim varsa affola.

Not:En sondaki resim; yıllar öncesine ait olup, amatörce çekimlerimdir.Bilgi vermesi açısından eklemeyi uygun buldum.

Mutlu ve huzurlu günler diliyorum herkese.
Sevgilerimle...

15 Kasım 2011 Salı

Povitica - Tatlı Ekmek

12 yorum


Merhabalar,
Yabancı kaynaklardan öğrendiğime göre Povitica Doğu Avrupa'nın geleneksel ekmeği imiş.
Görüntüye bayılmıştım ilk. Uzun araştırmalar, derlemeler neticesinde doğru tarife ulaşabildim.

İçeriği damak tadına göre zenginleştirilebilir, değiştirilebilir. Elmalısının ve haşhaşlısının da güzel olabileceğini, hatta nutella ile de olabileceğini düşünüyorum. Hamura şeklini verdikten sonra kek kalıbında kek gibi pişirip sunmak da seçenekler arasında olabilir.

Yabancı sitelerden uyarladığım için cup ve ölçü kaşıklarını kullandım. Denemek isteyenler lütfen buna dikkat etsin.

Povitika Mazlemeler:
(Cup ve ölçü kaşıkları kullanılmıştır)
Ön maya:
  • 1/2 çay kaşığı şeker
  • 1/4 çay kaşığı un
  • 2 çorba kaşığı ılık su
  • 1+1/2 çay kaşığı kuru maya 
Plastik bir kapta tüm malzemeyi karıştırın ve 5 dakika bekletin.

Hamur:
  • 1/2 cup ılık süt
  • 3 yemek kaşığı şeker
  • Bir tutam tuz
  • 1 yemek kaşığı eritilmiş tereyağ
  • 1 yumurta
  • 2 cup+4 ymk kaşığı un
Süt, şeker, tuz, yumurta, eritilmiş tereyağ, maya karıştırılır ve un ilave edilerek yumuşak bir hamur elde edilir. Hamurun üzeri kapatılarak 1-2 saat mayalanması için kaldrılır.

Dolgu Malzemesi:
  • 1,5 cup ince kıyılmış ceviz
  • 1/4 cup süt
  • 4 yemek kaşığı eritilmiş tereyağ
  • 1/2 cup şeker
  • 1 yumurta sarısı
  • 1 pk vanilya
  • 1 tatlı kaşığı kakao
  • 1/2 çay kaşığı tarçın
 Dolgusu için tüm malzemeyi derin bir kasede karıştırın.

Üzerine:
  • 2 yemek kaşığı eritilmiş tereyağ
  • 2 yemek kaşığı şeker
  • 2 yemek kaşığı süt ve nescafe karışımı
 Tüm malzeme karıştırılır.

Hazırlanışı:
  • Mayalanan hamuru yapışmayan bir yüzeyde ya da iyice unladığınız bir zeminde incecik ve dikdörtgen olacak şekilde açın.
  • Dolgu malzemezi hamura eşit şekilde yayılır.
  • Hamurun uzun kenarından sarılır.
  • Yağladığınız ekmek kalıbına hamuru üçe katlayarak yerleştirin.
  • Üst malzemesini de fırça yardımı ile üzerine sürün.
  • 15-20 dk kadar kalıpta mayalanmasını bekleyin.
  • 160 derecede ısıtılmış fırında 45-50 dk pişirin.
  
 Potika, Kalachi, Strudia olarak da anılan bu tatlı ekmek daha önce de bahsettiğim gibi Doğu Avrupada geleneksek bir tad. Görüntüsü kullanılarak değişik şekilllerde denenebilir.

Oda sıcaklığında bir hafta, buzdolabında iki hafta muhafaza edilebileceği de çeşitli kaynaklarda yazıyor.
Şimdilik benden bu kadar. Memnun kalmanız dileği ile.
Sevgilerimle...

Kaynaklar ; thenovicehousewife, swapnascuisine

1 Kasım 2011 Salı

Lokum Pilavı

11 yorum

Uzun bir süre iş ortamımda internetin olmaması nedeni ile uzak kaldım blogumdan. Neyseki artık var ve yeniden merhaba diyorum herkese.
Çok uzun oldu görüşmeyeli... Anlatacak çok şey olsa da şuan en kayda değer gelişme oğlum Utku'nun ilkokula başlaması. İlk günler yaşadığım heyecanı tarif etmek çok zor. Utkuya göre değişen birşey yok tabi, telaşlanan annesi sadece. Neyseki daha iyiyim son zamanlarda. Birşeyler yapabildiğini gördükçe telaşımın yersiz olduğunu anlıyorum.

Lokum Pilavı Muğla yöresine ait bir yemek. Bodrum pazarında hazır kurutulmuş hamurları görünce hemen alıp denemek istemiştim. Kısmet bugüne imiş. Soğan, tereyağ, kıyma ile de tadlandırıyoruz. Yabancısı olmadığımız bir tad aslında. O yörede sıklıkla yapılıyormuş. Annemlerden de methini duyunca sizlerle paylaşmadan edemedim.

Yapımı :
Hamurlar, erişte ya da mantı hamuru küp küp kesilip kurutularak yapılmış.
Hamurlar kaynayan tuzlu suda haşlanır ve süzdülür.
Ayrı bir tavada kıyma, soğan kavrulur. Tereyağ da ilave edilerek tüm malzeme karıştırılır.
Sıcakken servis edilir.

Oldukça kolay ve makarnaya alternatif olabilecek nitelikte.
Daha kısa aralıklarla görüşmek ümidi ile...
Sevgiler...

23 Temmuz 2011 Cumartesi

Çentik Kebabı

17 yorum


Merhabalar.
Bu uzun sessizliği tatildeyken bozayım dedim.
Bodrum'un denizi, güneşi, kumu bana enerji verdi diyebilirim. Bitmeyen uzun mesai saatlerinden ve sıkıcı iş ortamından uzaklaşmanın da etkisi var bunda. Tabi ailemin yanında olmak herşeyin ötesinde. Umarım sizler de sevdiklerinizle birarada, mutlu ve huzurlusunuzdur.
Çentik Kebabını bebeklimutfak'ta yayımlamıştım ve burada da olsun istedim. Patlıcanın bol olduğu bu mevsimde nefis bir seçenek. Misafirlerime sıklıkla yaparım ve her defasında tarifi istenir. Kesinlikle denemenizi öneririm.
Tarifi bebeklimutfak blogumdan aynen aktarıyorum.

  • Bir küçük soğanı ve biberi zeytin yağda soteleyin. (Bir tane domates de arzuya göre doğrayabilirsiniz.) Bir tatlı kaşığı domates salçası ilave edip karıştırın.
  • Közleyip, kabuğunu soyup, doğradığınız patlıcanları, tuz-karabiberi sırası ile ilave edin.
  • Diğer yandan da ince ince kestiğim patatesleri iyice yıkayıp ve kurulayarak kızartın.
  • Bir kase süzme yoğurda sarımsak ve tuz ile tadlandırın.
  • Bir yandan da kıymayı kavurun. Tuzunu, karabiberini de ilave ederek karıştırın.
  • Sırası ile genişce bir tabağa; patlıcanlı karışım, patates kızarmasının yarısı, sarımsaklı yoğurt, kalan patetes kızarması ve et kavurmasını ilave edin.
Biraz uğraştırıcı gibi görünse de buna değer.

Bu arada; patlıcanın 15 Kasım - 15 Mayıs tarihleri arasında hormon seviyesi çok yüksekmiş. Uzmanlar tarafından bu tarih aralığında yenilmemesi tavsiye ediliyor. Sebze ve meyveleri mevsiminde tüketmek en güzeli.

Mutlu ve huzurlu günler diliyorum.
Sevgilerimle.

12 Haziran 2011 Pazar

Külahta Pizza

18 yorum

Benim kuzum bu kadar iştah ile ne mi yiyor dersiniz.
Külahta Pizzaa...
Benim gibi mutfak müptelası bir annesi olmasına rağmen çok zor yemek yiyen oğluma güzel bir alternatif oldu.
Tarifi yabancı kaynaklı bir sitede gördüm. Evdeki malzemelerle uyarladım sadece.


Malzemeler:
  • Lavaş ekmek (tortilla)
  • Domates
  • Biber
  • Ketçap
  • Zeytin
  • Sucuk
  • Kaşar
Yapımı :
  • Tortilla ekmekleri resimdeki gibi kesil kürdan ile külahlar yapın.
  • Sucuğu en altta olacak şekilde ketçap, domates, yeşil biber, zeytin, kaşar sıra ile külahları doldurun.
  • 200 derecede pişirin.

Aslında çok da güzel kahvaltı alternatifi bence. Farklılık arayanlara birebir derim. Külah yapmak zorunda değilsiniz. Tortillaları ikiye katlayıp arasını da doldurabilirsiniz. Ya da dürüm şeklinde sarabilirsiniz. Her şekilde lezzetli oluyor.
Mutlu bir hafta geçirmeniz dileklerimle...
Sevgiler...

4 Haziran 2011 Cumartesi

Kara Dut Kremalı Pasta-Kara Dutlu Rulo Pasta

16 yorum

Merhabalar.

Bilenler bilir bu pastanın nereden uyarlandığını. O yıllarda blueberry(yaban mersini) bulamayınca kara dut ile denemiş ve güzel bir sonuç elde etmiştim.
2007 Ağustosunda denemiştim bu pastayı.Fotoğraf da o tarihe ait. Bebeklimutfağı kapattığımdan ulaşamıyorsunuz tarife. Geçtiğimiz günlerde yorum bırakan bir okuyucum tarifi isteyince burada da bulunsun bu güzel tarif diyerek ekliyorum.
Kara Dut kremalı pastam için bebeklimutfak blogumda şunları yazmışım.
10/2007
Kış hazırlıklarım içinde reçeller geniş bir yer kapladı. Dut şerbeti de bunlardan biri. Dutun suyunu süzerek göz kararı şeker ile kaynattım.
Dutun posasını da marmelat yaptım. Bunu bir sonraki kurabiye tarifinde göreceksiniz. Dut reçelimi de ayrıca yaptım. Dut zamanı gaçmek üzere sanırım. Elinize geçerse mutlaka deneyin derim.
Pastanın keki için sevgili Hanimiş Işıl'ın çok beğendiği cenuaz keki denedim. Methedildiği kadar var açıkcası. Resimden de dokusunun tam sünger kek olduğunu anlayabilirsiniz.
  • Tarife sadık kalarak sünger kekimi yaptım.
  • Dut şurubunu sulandırarak kekimi ıslattım.
  • Orta boy bir şeftalinin kabuklarını soyup minik minik doğrayıp kek üzerine yerleştirdim.
  • Krema için; bir kutu süt kremasını çırptım. Az olacağını düşünerek yarım poşet de şanti çırptım karıştırdım. Diğer taraftan da 80 gr lık beyaz çikolatayı benmaride erittim ve içerisine 4-5 yemek kaşığı dut şurubundan ilave ettim. Süslemeye yetecek kadarını ayırdım ve kalanını soğutarak kremaya karıştırdım.
  • Kremayı kek üzerine sıvadım ve ayırdığım dutlu çikolatayı yağlı kağıda koyarak süslemeyi yaptım.
2011 den notlar :))
İçerisinde gıda boyası yok. Dutun kendi rengi. Cenuaz kek yapmak size ayrıntılı ve zor geliyorsa bildiğiniz kakaolu bir kek üzerine de yapabilirsin. Tabi ki cenuaz kekin bu tarifte ayrı bir yeri vardır.
Ben hala misafirlerim için hazırlarım bu pastayı. Değişiklik arıyorsanız tam size göre bu tarif. Yıllardır tadına bakan herkesten tam not aldı.


Bu kekin de içinde kara dut marmelatı var. Ben kekini ıslatmamıştım. Ama ıslatılmasını tavsiye ederim. Bu haliyle biraz kuru geldi bana. Kreması ise mükemmel.

Malzemeler:
2 yumurta
1/2 cup şeker
1/2 cup +2 ymk kaşığı un
2 ymk kaşığı karadut marmelatı
1/4 cup süt
2 ymk kaşığı sıvı yağ
1/2 çay kaşığı kabartma sodası
1 çay kaşığı kabartma tozu
Bir tutam tuz

Kreması için
400 gr labne
1 çay bardağı pudra şekeri
2-3 ymk kaşığı oda sıcaklığında kalmış tereyağ


Malzemeler:
180 derecede fırını ısıtın.
Kuru malzemeleri eleyerek birleştirin.
Yumurtayı şeker ile köpük köpük olana dek çırpın  .
Yağ ve sütü ilave edip karıştırın.
Kuru malzemeleri de ekleyip karıştırmaya devam edin.
Dikdörtgen çemberde pişirin. (18-28 cm benimki)
Kek piştikten sonra, soğutma telinin üzerine alın ve telin üzerine de yağlı kağıt serin, ters çevirin.
Ilıdığında kağıttan ayırın ve kağıdı tekrar üzerine koyarak altındaki ve üstündeki yağlı kağıtlarla rulo yapın. Sararak buzdolabına kaldırın. 4-5 saat dinlendirin.
Kreması için;
Bir süzgece tül ya da kağıt havlu serin labnelerin birkaç saat süzülmesini bekleyin.
Önce tereyağı mikserde çırpın, adından pudra şekerini ekleyip çırpmaya devam edin, en son da süzdürdüğünüz labneyi ekleyip çırpın ve işlemi bitirin.
Rulo yapıp kaldırdığınız kekin , içinde kalan kağıdını alın, kremayı sürün ve tekrar sarıp kaldırın.
Dolapda dinlenten sonra üzerine pudra şekeri ilave derek servis edin.


Eveett bu hafta benden bu kadar. Dışarıda piknik havası var. Gezmeler bizi bekler.
Sevdiklerinizle huzurlu, mutlu bir hafta sonu diliyorum.
Sevgilerimle...

Not: Dut şerbetini ölçü ile hazırlamadığımdan tam tarif veremiyorum. Kara dutları tel süzgeçten geçirin ve suyunu ayrıştırın. Bir miktar şeker ile koyulaşıncaya dek kaynatın. Soğuduğunda reçel kıvamında olacaktır. Pasta kremalarınızda kullanabilirsiniz.

24 Mayıs 2011 Salı

Limonlu-Badem Unlu Kurabiye

13 yorum

Bu tarifi vermek için bir süredir bekliyordum.
Bir çırpıda yazamazdım çünkü. Şöyle geniş bir zamanda yazmalıyım ki lezzetini yeter miktarda tarif edeyim.
Blog için bir tarif hazırlayayım diye mutfağa girince limonlu bir kurabiye yapmak istedim. Kokusuyla ferahlık hissi uyandıran, tadına doyum olmayan bir kurabiye... Ehh benim diyette de yalan oldu. :)

Evet itiraf ediyorum, ziyaretine gideceğim halama elim boş gitmeyeyim diye hazırladım ama tadına bakınca tamamından vazgeçemeyip yarısını kendime sakladım.
İş yerinde arkadaşlarla yeriz diye yanıma aldım ama kimseyle paylaşmaya kıyamayıp hepsini kendim yedim. Aslında böyle biri değilimdir ama ne olduysa oldu bana bu kurabiye ile.
Misafirlerime bitecek korkusu ile ikram etmeye kıyamadım, zoraki birer tane çıkardım ama onların da yarısını ben yedim. Şimdi saklama kabında son üç tane kaldı ve tekrar yapmamak için kendimi zor durduruyorum. Tam da kilo vermeye başlayacakken olacak iş değil ki bu...

Badem ununun sakızımsı dokusu, limonun ferah kokusu ile bu tadı tahayyülünüze bırakıyorum artık.
Kesinlikle denemenizi öneririm. Zira benim favori kurabiyem kesinlikle budur...
Bir sonraki portakal kabuklu olsun diye düşünüyorum.

Ehh artık tarifine geçeyim Limonlu Badem Unlu Kurabiyemin;

Malzemeler:
  • 2+1/4 cup un
  • 3/4 cup badem unu
  • 2 büyük limon kabuğu rendesi
  • 1 cup toz şeker
  • 220 gr oda ısısında beklemiş tereyağ/margarin (karıştırıp kullandım)
  • 1 yumurta
  • 4 yemek kaşığı limon suyu
  • 1 çay kaşığı kabartma tozu
  • 1 çay kaşığı kabartma sodası
  • bir tutam tuz
  • Üzerine
  • 1/2 limon kabuğu rendesi
  • 1/2 cup şeker
Yapımı:
  • 170 derecede fırınınızı ısıtın.
  • Unu kabartma tozu, kabartma sodası, tuz ile eleyin ve badem unu ile karıştırın.
  • Limon kabuğu rendesi ve şekeri ayrı bir kapta parmak uçlarınız ile karıştırın. Böylece limon aroması daha iyi ortaya çıkmış oluyor.
  • Hamur yoğurma kabınızda yağı krema kıvamında oluncaya dek çırpın, şeker limon kabuğu karışımını ekleyin ve çırpmaya devam edin.
  • Yumurta ve limon suyunu ekleyip çırpın.
  • Makineniz düşük karıştırma hızında olacak şekilde, kuru malzemeleri de ilave edin ve karıştırın.
  • Elde ettiğiniz hamur biraz yapışkan olacak fakat buzdolabında 25-30 dk dinlendirdikten sonra toparlanacaktır.
  • Üzeri için limon kabuğu rendesi ve şekeri yine parmak uçlarınızla karıştırın.
  • Hamuru cevizden biraz küçük olacak şekilde yuvarlayın. Limon kabuğu şeker karışımı ile her yerini kaplayın.
  • Yağlı kağıt serdiğiniz tepsilere aralıklı olarak dizin(pişerken yayılacaklar), yaklaşık 10 dk kadar pişirin.
  • Fırından çıkarınca soğutun ve afiyetle yiyin.
Tarifimiz bu kadarcık.
Deneyip, memnun kalmanız dileklerimle...
İş yerinde internetin olmaması tüm sosyal hayatımı mahvetti. Küçük bir minibook ile bu olayı halletmeyi planlıyorum. Böylece yine eskisi gibi tüm blogcu arkadaşlarımı yakından takip etmiş olacağım.

Huzurunuz eksik olmasın...
Sevgilerimle...

20 Mayıs 2011 Cuma

Bademli ve Yaban Mersinli Gevrek (Cranberry Biscotti)

11 yorum
Merhabalar,
Şu sıralar mutfağa sadece doymak için giriyoruz. Rutin hazırlıklar ve tariflerle geçiyor boş vakitlerim. Farklı ne yapabilirim diye düşünmekten çok uzak kaldım.
Bir de kışın aldığım 5 kiloyu verme gayreti içinde olduğumu da söylemeden geçmeyeyim.Daha hafif besleneyim derken tarif de çıkmıyor ortaya :)
Haliyle blogum da kimsesiz kaldı son zamanlarda.
Ne olduğunu anlayamadığım ilginç bir iş süreci de geçiriyorum ayrıca. Tüm enerjimi alıyor. Şu sıralar daha iyiyim neyseki.
Lafı uzatmadan çayın ya da kahvenin yanında çok sevdiğim bu gevrekleri paylaşayım sizlerle.
Malzemeler:
  • 1/2 cup kuru yaban mersini(cranberry)
  • 3 cup un
  • 2 çay kaşığı kabartma sodası
  • Bir tutam tuz
  • 80 gr margarin/tereyağ
  • 3/4 cup şeker
  • 3 yumurta
  • 1/2 cup beyaz damla çikolata
  • 1/2 cup badem
  • Üzerine :1 yumurta ve toz şeker

Yapımı:
  • Fırını180 derecede ısıtın.
  • Yaban mersinlerini ılık suya ıslayın ve yumuşamalarını sağlayın.
  • Un, tuz, vanilya,kabartma sodasını eleyerek karıştırın.
  • Tereyağ ve şekeri bir kaç dakika çırpın.
  • Bu karışıma yumurtaları teker teker kırıp karıştırın.
  • Kuru malzemeler ile birleştirin.
  • Bademi, suyunu süzdürdüğünüz yaban mersinlerini, beyaz damla çikolatayı da ekleyin. Yumuşak bir hamur elde edin.
  • Hamura ince uzun şekil verin, üzerine yumurta sürün ve şeker serpin, pişirin.
  • Üzeri hafifçe kızardıktan sonra ince ince dilimleyip tekrar tepsiye dizin.
  • Biraz daha pişirin ve afiyetle yiyin.
Hafta sonu için şimdiden yapılacaklar listem hazır. Sağlam tarifler ve fotoğraflarla yakında buradayım.
Yorumlarıyla bana destek veren tüm arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum.
İyi ki varsınız. İyi ki buradayım.

Mutlu ve huzurlu bir hafta sonu diliyorum.
Sevgilerimle...

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Portakal Kabuğu Reçeli

15 yorum

Merhabalar,

Zaman nasıl da akıp gidiyor diye hayret dolu cümleler kurmuyorum artık. Günlerim yorgun argın, bazen sitem dolu, bazen sahip olduklarımda bulduğum mutlulukla, bazen hüzün, bazen hırsla geçip gidiyor...

Ve anladım ki; bir insanın mutlu olması için illa da güzel şeyler yaşaması gerekmiyor. Mutluluk zaten benim içimde var. Nerede olduğumun önemi yok.
Hafta sonu mutfakta neler yapıcağımı planlarken dahi mutlu olabiliyorum ben...

Çünkü ben onlar gibi değilim, çünkü ben farklıyım, farklı olduğumu farkedecek kadar bilincim açık...

Her neyse sizi kendi düşüncelerimle sıkboğaz etmeyeyim ve reçelimden bahsedeyim.

Çocukluğumdan kalma bir görüntüdür bu. Vişne reçelinden başka reçel yiyemem. Son zamanlarda ahududu reçeli de yiyorum. Portakal kabuğu reçeli ise yeni favorilerimden. Turunç reçelinin daha da güzel olduğu söyleniyor. Onu da denemek lazım...

Göz kararı ölçü ile hazırladığımdan sadece nasıl yapıldığını tarif edicem.

  • Portakal yedikten sonra kabuklarını atmaya kıyamadıklarımı incecik soydum ve kıvırıp ipe dizdim, kuruttum. Yeteri kadar biriktirince kaynattım ve bir gece boyunca sürekli suyunu değiştirerek acı tadını aldım.
  • Son suyunu da süzdürdükten sonra, şekeri ilave ettim ve kaynattım.
  • Yeteri kadar kaynattıktan sonra çok az limon tuzu ilave edip bir taşım kaynattım.
Üzerine ilave su eklemediğimden reçelden daha çok şekerlemeye benzedi. Ceviz ve fıstık ile harika bir tat ortaya çıktı.
Portakal kabuklarınızı çöpe atmak yerine böyle kolay bir tarif ile sevimli ikramlıklar hazırlayabilirsiniz.

Pek mutlu, çok huzurlu bir hafta geçirin dilerim...

Benim için pek ümit yok bu hafta :(
Sevgilerimle...

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Tırşık Çorbası

16 yorum


Merhabalar,

Arşivimde bekleyen bir tarif ile devam edeyim. Yalnız tırşık otunun zamanı da blogların kapatıldığı zamana denk geldiğinden yayımlayamamıştım. Kasım-Mart aylarında yetişen bir bitki olduğundan haliyle geç kalınmış bir tarif bu. Daha önceki blogumda da yer vermiştim bu tarife. Çok fazla bilinmediğinden burada da yayımlamak istiyorum.

Nadiren de olsa pazara uğrarım ve her defasında pişmanlıkla ve kendime söylenerek çıkarım. Yine öyle bir günde pazarın hemen dışında köyden toplanıp getirilmiş tezecik tırşık otunun satıldığını gördüm. Öyle kaptırmışım ki kendimi; yanıma usulca yaklaşan yaşlı bir teyze dayanamayıp bu otla ne yapacağımı sordu. Çorba dedim, ama yapımı biraz zahmetlidir deyince tarifini sorma gereği bile hissetmedi. :)

Antep'de böyle bir çorba bilinmez. Annem Maraşlı olunca bu çorbalarla büyüdüm.

Yapımı zahmetli bir o kadar da maharet ve deneyim istiyor. Önemli olan çorbanın iyi bir şekilde ekşitilmesi. Halk arasında ne kadar ekşi bir çorba yapılırsa o kadar maharetli sayılıyormuşsun.

Malzemeler: 
1 kase aşurelik dövme
1 kase haşlanmış nohut
1 kase yoğurt
1 kase Maraş tarhanası (isteğe bağlı)
1 kg tırşık otu
Tuz- Un
Yaklaşık 1,5-2 lt kaynamış su

Yapımı:
Tırşık otunu incecik doğrayın. İnce kıyılması da önemli bir özellikmiş. Daha önceki blogumda bir çok yorum gelmişti bu konuda.  Tırşık otuna elinizi temas ettirmemelisiniz. Isırgan otu misali bu ot da yakıcıdır. Eldiven ile doğrayın ve ardından bol suda yıkayın.
Düdüklü tencerede pişirilmesini öneririm yine. Tencereye dövmeyi, tarhanayı, kaynamış suyu, yoğurdu ve tırşık otunu ekleyip, karıştırın. Suyunu göz kararı ayarlayın.
Üzerine un serpin ve tencerenin kapağını kapatın.
Tencerenin her tarafını sarıp sarmalayın ve bir gece bu şekilde bekletin.
Bekledikçe ekşiyecektir. Nohutu haşlanmış olarak ekleyeceğimizden daha sonra ilave edicez.
Bir gece dinlendikten sonra tuzunu ilave ederek kaynatın.
Piştikten sonra nohutu da ekleyin ve biraz daha kaynatın ve servis edin.

Tadı bildiğiniz çorbalardan çok daha farklı. Umarım bir şekilde bu bitkiye ulaşır ve deneme şansını bulursunuz.


Tırşık; daha çok Kahramanmaraş ve Osmaniye taraflarında çorbası yapılan bir bitki. Taze iken yemek gerek. Yapraklar sertleştikten ve ortasında mor renkli çiçeği çıktıktan sonra zehirli bir bitki oluyor. Aç karnına yendiğinde bağırsak parazitlerine ve gastirite iyi geldiği söyleniyor. 
Faydalarından dolayı Andırın doktoru olarak da anılıyor. Tırşık otu ile söylenebilecek çok şey var. Hepsine burada yer vermem mümkün değil. Küçük bir araştırma ile ne kadar faydalı bir bitki olduğunu göreceksiniz.

Ayrıca araştırma yaparken eski fotoğrafım üzerine kendileri yapmış gibi site isimlerini yazarak yayımlayan insancıkları da kınıyorum.

Mutlu, huzurlu bir hafta geçirmenizi diliyorum.
Tabi kendim için de diliyorum zira şu sıralar en çok ihtiyacım olan şey...

Sevgilerimle...

25 Nisan 2011 Pazartesi

Zeytinli Çavdar Ekmeği Ve Yeniden Başlıyoruz...

16 yorum

Yeniden merhabalar,
Bir çoğumuz gibi ben de çok kızdım, söylendim, bazen isyan bazen sabır ile bu uzun süreci tamamladım. Bu süreçte ise sessizce protesto ettim. Tabi kimsenin umrunda değildi bizim yazamıyor olmamız. DNS ayarlarını değiştirip güncellemeye devam edebilirdim fakat zihniyetin değiştiğini görmek istedim. Ayarları değiştirmek çok kolay yoksa. Önemli olan kafadakilerin değişmesi.
Kızgınlığı bir kenara bırakıp yazmaya başlamalı artık dedim bu sabah.
Yazmalıyım ve yeniden merhaba demeliyim.
Bloglar kapanmadan önce tam da Zeytinli Çavdar Ekmeğini yazacaktım size. İnsanın kendi ekmeğini yapması nasıl da mutluluk veriyor dicektim. İzin vermediler tabi.
Geç kalmış sayılmam yine de.

Malzemeler:
  • 2 cup çavdar unu(mayalı çavdar unu karışımı)
  • 1 cup kepek
  • 2 ymk kaşığı kabak çekirdeği
  • 2 ymk kaşığı keten tohumu
  • 2 ymk kaşığı susam
  • 1 ymk kaşığı çörek otu
  • 4 ymk kaşığı kıyılmış zeytin(tepeleme)
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1+1/2 cup ılık su
  • 1/2 pk yaş maya
Yapımı:
  • Ilık suda maya eritilir.
  • Çavdar unu ,tuz ve kepek karıştırılır ve ılık su ilave edilerek hamur elde edin.
  • Kabak çekirdeği,keten tohumu,susam, çörekotu,zeytin ilave edin ve karıştırın.
  • Üzerine nemli bir bez örtün  ve ılık bir ortamda mayalanmasını sağlayın.
  • Mayalanmış hamura , un serptiğiniz tezgahta şekil verin ve yağlı kağıt serdiğiniz fırın tepsinize yerleştirin.
  • Bu aşamada üzerini nemli bezle örtüp tekrar mayalanmasını sağlayabilirsiniz. Benim vaktim olmadığından fırına verdim.
  • 200 derecede ısınmış fırında pişirin.
Ekmeğin hemen yanında hazırladığım ise bilinen bir cafede ekmeğin yanında ikram edilen bir sos. Sızma zeytinyağı, incecek kıyılmış zeytin taneleri ve dereotu. Ekmek ile uyumu ise nefis.

Görüşmeyeli hayatımda bazı şeyler değişti. Blogumdan uzak kalmamın en büyük etkeni de bu oldu sanırım. Yeni bir iş ortamındayım şu sıralar.  Ve internetim yok malesef. Okul hayatımdan bu yana ilk defa internetsiz bir hayat ile karşılaştım. Dile kolay 10 yıldır internet hayatımda benim. Bunalıyorum çoğu zaman iş ortamında. Yakında bir çözüm bulurum umarım.

Yorum gelmiş mi diye heyecanla açıyordum kumanda panelini. Şimdi ise akşam olmasını beklemek can sıkıcı olacak.


Yorumlarınıza geç cevap verirsem kusuruma bakmayın.
Tekrar bloga yazma gücü bulduğum için de mutluyum. :)


Mutlu, huzurlu bir hafta diliyorum herkes için.
Sevgilerimle...

1 Mart 2011 Salı

Kavrulmuş Cevizli Kurabiye

16 yorum
 
Merhabalar.
Uzunca bir süre şöyle bir çırpıda yapılabilir bir tarif vermemiştim.

Bir kurabiye düşünün; misler gibi ceviz kokuyor. Sadece bir tane ile yetinmeyip sürekli bir tane daha almak için elinizin tabağa uzandığı, fakat bitmesinden de bir o kadar endişe ettiğiniz...Sonra resmine baktıkça; aahh biraz daha olsa da yesem dediğiniz...
İşte tüm bu etkileri yaşattı bende Kavrulmuş Cevizli Kurabiye.
 
Malzemeler:
  • 1 cup un
  • 1/2 cup şeker
  • 110 gr margarin/tereyağ
  • 3/4 cup ceviz
  • 1 tatlı kaşığı vanilya
  • Bir tutam tuz
 Yapımı:
  • Kıydığınız cevizleri teflon tavada hafif kızarıncaya dek kavurun. Ve soğutun.
  • Yoğurma kabınıza şeker, tuz ve yağı ekleyerek, krema kıvamına gelinceye dek çırpın.
  • Un ve vanilyayı eleyerek ilave edin.
  • Kavurduğunuz cevizleri de ekleyip, yumuşak bir hamur elde edin.
  • 10-15 dk dinlendirin.
  • Minik minik yuvarlayıp, yağlı kağıt serdiğiniz tepsiye dizin.
  • 170 derecede çok hafif kızarıncaya dek pişirin.
  • Pudra şekeri eleyerek servis edin.
Bu tarifi uygulamasanız da, herhangi bir cevizli kurabiyeye, cevizleri kavurarak ilave ettiğinizde lezzet farkını anlayacaksınız. Ben bayıldım kavrulmuş cevizin tadına. Denemenizi öneririm.

Mutluluklar diliyorum.
Sevgilerimle...

28 Şubat 2011 Pazartesi

Gül Pasta

14 yorum

Uzunca bir sessizlikten sonra... Merhabalaarr...

Umarım iyisinizdir.
Bazen blog güncellemek için sırada bekleyen tariflerin olması yetersiz olabiliyormuş. Elim yazmaya varmadı arkadaşlar. İnsanlar bir yerde acı çekerken, yaşam mücadelesi verirken ve kendi rahatımdan utanırken yazamadım birşey. Bu mücadeleyi veren çok sevdiğiniz blog yazarı bir arkadaşınız olunca daha da içten hissediyorsunuz bunun acısını. Pepelanın yazdıklarını hala düşündükçe ürperiyorum. Rabbim bir daha böylesi sıkıntılar yaşatmasın. Bu sıkıntıyı atlatması için dua etmekten başka bir şey gelmiyor elimizden de.

Bu gün sevdiğim insanlar üzerine yazılıyor bu post arkadaşlar.

Bu pastayı hafta sonu güzeller güzeli arkadaşım Naile için hazırladım.
Bu gün onun doğum günü...
Henüz kendisi görmedi, biraz süpriz olacak bu post onun için. :) Belki güzel yüzünü güldürürüm bu vesile ile.
Şu an pasta dolabımda, akşam pastamla yanındayım inşAllah.

Naileciğim, hani bir aradayken yapmaya uğraştığın bir gül vardı ya...
Sanırım bu o gül. Sen bunu yapmak için uğraşırken içimden hınzırca gülüyordum ben, sana doğum gününde hazırlayacağım onu diye... 
Merak edenler için, pastanın keki bir kat turuncu(portakallı), bir kat kakaolu oldu. Arasına da hazır krema kullandım. Henüz kesilmediği için, resmini çekemedim malesef.


Eveett Naileciğim, pasta ile uyumu açısından şunu söylemek istiyorum;

Nice nicee yıllara güülüüümmmm....
Nice nicee yıllaraaa.... :)

Yeni yaşın hayırlı, ömrün bereketli, doğum günün kutlu olsun arkadaşım.

Mutlu haftalar diliyorum herkese.
Sevgilerimle...

21 Şubat 2011 Pazartesi

Mesajlı Çikolatalı Pasta (Jakonde Pasta)

21 yorum
Yeni bir haftadan merhabalar.
Hafta sonu tam da istediğim gibi battaniye altında kitap okuyarak geçti :)
Fakat dayanamadım, günlerdir hayalini kurduğum pasta için mutfağa girdim. Çikolataya hayır diyebilenimiz yok sanırım.
Biraz doğaçlama, biraz esinlenme , yabancı kaynaklardan derleme ile böyle bişey ortaya çıktı.
Temel olarak amacım jakond keki kullanmaktı. Jakond kek için tüm kaynaklarda badem unu kullanılıyor. Fakat badem ununu burada bulamamak beni yıldırmadı. Bildiğimiz un ile yaptım. :)
Sonuç bizim tarafımızdan oldukça beğenildi.
İstediğiniz mesajı yazıp misafirlerinize sunabileceğiniz hoş bir pasta. :) Tersten yazmak biraz zor olsa da , güzel bir krema sıkma ucunuz varsa işiniz kolay. Benim için malesef hiç kolay olmadı. Acilen ekipman bulundurmam gerek.

Yazı Dolgusu:
  • 2 yemek kaşığı dolusu oda sıcaklığında tereyağ
  • 1/3 cup pudra şekeri
  • 1 büyük yumurta akı
  • 1/4 cup un
  • 4 tatlı kaşığı kakao
Yapımı: Yumurta, yağ, şekeri bir kaç dakika çırpın. Kuru malzemeyi de eleyerek karıştırın. Katı bir karışım elde edeceksiniz. Krema sıkma torbanızın en ince ucu ile yağlı kağıda yazınızı tersten yazın.Bir kenarda bekletelim şimdi. Şuradaki gibi.
Her fırın tepsisi aynı büyüklükte değil. Benim kullandığım ankastre fırının tepsisi.


Yazımızı yazdıktan sonra beyaz kenarlı keki yapalım.
Beyaz Kek:
  • 3 yumurta
  • 1+1/4 cup un
  • 1/2 cup şeker
  • 2 ymk kaşığı eritilmiş tereyağ
  • 2 yumurta akı
  • Bir tutam tuz
Yapımı:
  • 3 yumurtayı çırpın.
  • Un,tuz,şekeri ekleyip karıştırın.
  • Tereyağını da ekleyip karıştırmaya devam edin.
  • Yumurta aklarını ayrıca bir kapta köpük köpük oluncaya kadar çırpın.
  • Diğer karışım ile üç defada yumurta aklarını söndürmemeye dikkat ederek karıştırın.
  • 160 derecede fırınınızı ısıtın.
  • Yazı yazdığınız yağlı kağıt üzerine kek karışımını yayın. Alttaki yazıyı bozmamaya dikkat edin.
  • Her tarafına düzenlice yaydıktan sonra, tepsiyi hafifçe sallayın. 160 derecede pişirin.
  • Pişirdikten sonra tel üzerinde soğumaya alın, soğuduktan sonra bir cetvel yardımıyla keskin bir bıçakla kesin.
Kakaolu kek için kalan yumurta sarılarını kullanıcaz. Yumurtaların bekleme süresi yok malum. Hemen değerlendirmek gerekecektir. :)


Kakaolu Kek
  • 4 yumurta sarısı (yukarıdaki kek ve yazı dolgusundan arta kalan)
  • 1 yumurta
  • 1/2 cup şeker
  • 1 cup un
  • 50 gr eritilmiş yağ(1/2 çay bardağı sıvı yağ da olabilir)
  • 4 ymk kaşığı yoğurt
  • 3 ymk kaşığı kakao
  • 1 tatlı kaşığı kabartma sodası


Yapımı
  • Yumurta sarılarını ve yumurtayı şeker ile çırpın.
  • Yağ, yoğurt ekleyip karıştırın.
  • Un, kakao, sodayı eleyin ve yumurtalı karışım ile birleştirin.
  • 16 cm lik çemberde 180 derecede pişirin.
  • Kakaolu kek pişince iki parçaya bölün.
Çikolatalı Mus (Ara Kreması)
  • 200 gr bitter çikolata (100 gr sütlü, 100 gr bitter de kullanabilirsiniz)
  • 200 gr (1 pk) çiğ krema
Yapımı:
  • Öncelikle çikolatayı benmari kurarak eritin. Bir kenarda soğumaya bırakın. Ama katılaşmaması için de sürekli karıştırın.
  • Kremayı çırpın, köpük köpük olunca, çikolata ile birleştiricez, fakat çikolatanın ısısı çok önemli, eğer sıcakken karıştırırsak kremamız eriyecektir. Çok katı olduğunda krema ile bütünleşmeyecektir. Oldukça ılık olacak çikolatamız.
  • Krema ve çikolatayı birleştirdikten sonra mus da hazırlanmış olacak.
Bir çok mus tarifinde yumurta da var. Fakat çok fazla yumurta tüketmekten hoşlanmadığım için bu şekilde hazırladım. Çeşitli mus tarifileri için buraya bakabilirsiniz.
Pastanın en üstüne bir paket Cream Ole çırpın.


Birleştirilmesi :
16 lik çemberimin içine iki parça yazı yazdığım beyaz kekten koydum.(18 lik çember iki parça kek için büyük geldi)
İçine yine16 cm lık çemberimde pişirdiğim kakaolu keki ikiye bölün, biraz küçülterek zemine yerleştirin.
Kenarları beyaz kek, tabanı kakaolu kek oldu şimdi. Kakaolu kekin ıslak bir dokusu olduğu için ıslatmaya gerek duymadım.
Bunun üzerine çikolatalı musu koyun ve kakaolu kekin ikinci parçasını üzerine kapatın.
Geri kalan boşluğu cream ole ile doldurun.
Bir gece dinlendirin ve üzerini kakao ile süsleyerek servis edin.


Öneriler:
Biraz uzunca bir tarif oldu. Yapımı size zor gelebilir. Ama çok da zor değil aslında.
Yazı yazdığınız keki kullanmak benim için ana fikirdi. Geri kalanı bildiğiniz , sürekli kullandığınız çikolatalı kek, krema ile doldurulabilir.
Benim için önemli olan kısmı dış kaplaması ile farklı bir görüntü elde edebilmekti.
Lakin kullandığım çikolatalı mus ile olayı tamamıyle bitirmişti. Ara krema olarak mus favorimdir benim.
Dış kaplamada sadece yazı değil, çeşitli şekiller de yapabilirsiniz. Kalpler, çicekler, börtü böcek vs... sizin hayal gücünüze kalıyor artık.
Çok daha farklı sunumlar elde edebilirsiniz. Tek kişilik porsiyonlar olarak da hazırlanabilir.
Çikolatalı mus için baktığımda gördüm ki Zinnur da yıllar önce denemiş böyle bir tarıfı. Ona da bakmak isterseniz tarifi burada. Kulaklarını çınlatayım Zinnurun da, ne çok şey öğrendik kendisinden. Pastalarımın ilham kaynağı kendisi. Sevgilerimi gönderiyorum buradan.
 Şimdilik benden bu kadar. Ben yazarken yoruldum, umarım siz okurken yorulmazsınız :))
 
Çookk mutluu, huzurlu, gönlünüzce geçireceğiniz bir hafta diliyorum.
Sevgilerimle....
 

*Ra Mutfakta Design by GeCe's Blogger Templates © 2010