• Bademli Gevrekler
  • Baharatlı Fındıklı Kurabiye
  • Susamlı Cipsler
  • Bergamot Limonu Reçeli
  • Balkabaklı Rulo Pasta
  • Şiveydiz...

17 Şubat 2011 Perşembe

Peynirli Açma , Başarısız Balkabaklı Truff ve Hayalet Gemi

19 yorum


Merhabalar,


Son zamanlarda işe aç gelip, hemen yakınlardaki bir simit fırınından aldığım peynirli açmalara dadanmış bulunmaktayım.
Haliyle deliler gibi kilo aldım. Bahar mevsimi rejim dönemi nasılsa, şimdilik aldığım kiloları dert edinmiyorum. :)
Antep gibi damak tadı fazlasıyla gelişmiş bir şehirde yaşayıp da kilo almamak ne mümkün zaten.
Seviyorum ben bu şehri ...
Her gün iş yerinde yediğim açmaları sürekli kullandığım poğaça hamuru ile hazırlayayım dedim, böyle bir şey çıktı ortaya.


Tarifimize gelince ;


Malzemeler:
  • 1 bardak ılık su
  • 1 bardak zeytin yağ
  • 3-4 kaşık yoğurt
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 yemek kaşığı şeker
  • 1 pk instand maya
  • Aldığı kadar un
  • arasına beyaz peynir ve tereyağ
  • Üzerine yumurta sarısı, sıvı yağ, susam
Yapımı:
  • Bir bardak ılık suya kuru maya, tuz , şekeri ekleyip kaşık ile karıştırın ve eritin.
  • Yoğurma kabınıza alın, yoğurt, sıvı yağ ekleyin.
  • Yumuşak bir hamur elde edinceye kadar un ilave edin.
  • Hamurun üzerini kalın bir bezle örtün ve ılık bir yere 1 saat kadar mayalanmaya bırakın.
  • Hamur mayalandıktan sonra, hamuru 4 parçaya ayırın.
  • İnce uzun elinizle şekil verin, arasına peynir ve ara ara tereyağ koyup, sararak halka şeklini verin.(Bazen bu aşamada mayalandıranlar da oluyor, benim zamanım olmadığından hemen pişirdim)
  • Üzerine de yumurta sarısı ve sıvı yağ karıştırıp sürün.
  • Susam serpiştirip, 180 derecede pişirin.
Tadı oldukça güzeldi fakat o fırından aldıklarım gibi değil. Aynı sonuca ulaşıncaya dek başka açma tarifleri ile tekrar denemeler yapmayı planlıyorum. . Sanırım yaş maya kullanmak gerekiyor aynısından elde etmek için. Instand maya kullanmak da bana hep kolay gelmiştir nedense.


Hafta sonu denemeler yanılmalar beni beklemekte yine. Her yaptığımız büyük bir başarı ile neticelenmiyor malesef. Hayalimde dışı beyaz kaplamalı, içi turuncu bir truff vardı.

Yalnız bu beyaz çikolata ne biçim bir şeyse beyaz kaplama falan olmadı. İçinde kakao olmayan birşeye nasıl çikolata diyoruz onu da anlamıyorum.

Tadı güzeldi balkabaklı truffun. Fakat istediğim görüntüde olmadı. Kıvamı da bildiğimiz truftan daha yumuşak oldu. Bu nedenle tarif vermek istemedim.


Bildiğimiz çikolatı olanı çok daha fazla seviyoruz. Oğlum "truff istiyoruuum" diye peşimde gezerken kaçacak yerim kalmaz. Truff krizlerimiz için dondurucuda sürekli bulundurduğum kakaolu keklerim mevcut. Bir iki saatte hazırlayabileceğiniz nefis trufflar çocuklarınızın vazgeçilmezi olacaktır eminim.


Hafta sonu maceramız burada noktalanmadı.
Devamı var...




Benim çılgın arkadaşım Tuğba'nın oğlu Altuğ için hazırladım bu pastayı. Hayalet gemi istediler benden. Elimden bu kadarı geldi artık.
İçi sade pandispanya. Çikolatalı krema, fındık, karamelize ettiğim muz ile hazırladım. Nice yıllar diliyorum Altuğ'uma yeniden.

Geçen hafta sonu çok yoruldum evet. :)
Bu hafta sonu hayalim; hava yağmurlu olsun, battaniyenin altında yeni başladığım kitabımı okuyayım, bir kurabiye olsun kahvemin yanında. Hepsi bu...

Mutlu, huzurlu bir hafta sonu diliyorum.
Sevgilerimle...

14 Şubat 2011 Pazartesi

Cevizli Kurabiye

19 yorum

Merhabalar,

Mini mini kalplerimiz pek cici oldu.
Tadı da bir o kadar güzel.
Oğlum normalde yemediği şeyleri kendi eli değince büyük bir keyifle tüketiyor.

Evimde tüketilmesi gereken pasta kurabiye olursa muhakkak birilerini çağırıp yedirmeliyim ya da gideceğim yere alıp götürürüm. :)
Kahve kurabiyesi ve bu kurabiye arasında çok çekiştik arkadaşım ile. O bunu sevmiş, ben ise kahve kurabiyesini. Ayrıca çocuklar da saldırınca bu poşetteki kurabiyelere yanılıyor muyum diye düşündüm.
Yok yok ben kahve aromasını daha çok seviyorum. :)) 


Bu minik kurabiye çantası ise maharetli arkadaşım, dostların bir tanesiii Çiğdemimden. Çeşit, çeşit evimde mevcut, kullanmaya kıyamıyorum. Bazen beni ailemden daha çok düşündüğünü hissediyorum. :)

Canım benim neler de hazırlar benim için, aklıma gelmeyen herşeyi benim için düşünür. Sen gibi bir dosta sahip olmak herkese nasip olmaz, iyiki varsın, iyiki almışım sana bir kerebiç kalıbı :))

Lafı uzatmadan tarifimi vereyim.

Malzemeler:
  • 200 gr margarin ya da tereyağ
  • 1/2 cup pudra şekeri
  • 1 yumurta
  • 1 pk vanilya
  • 1/2 cup ince çekilmiş ceviz
  • 3 cup un
  • 1 çay kaşığı kabartma sodası
  • Bir tutam tuz

Yapımı:
  • Margarin ve şekeri yoğurma kabınızda çırpın.
  • Yumurtayı ekleyip çırpmaya devam edin.
  • Un, soda, tuz, vanilyayı bir kapta eleyin.
  • Unlu karışımı ve cevizi yoğurma kabınızı ekleyin ve yoğurun.
  • Yumuşak bir hamur elde edin ve hamuru 10-15 dk dinlendirin.
  • Kalıplarla şekiller vererek 170 derecedeki fırında pişirin.
  • Üzerine de ahududu reçeli ekleyip servis ettim.


Eveett,
Böyle kalpli fincanlar kullanarak çekmek istedim resimlerimi günün anlamına ithafen. Resimler arasında kararsız kalınca hepsini ekledim. Ama birini eklersem diğerine haksızlık yapacakmışım gibi hissettim, kusuruma bakmayın lütfen. :))

Sadece bugün değil, bir ömür sevdiğinizle mutlu olmanız dileğimle.

Can YÜCEL'in dediği gibi.
....
Yoksa zor değil, hiç zor değil,
Demli çayı bardakta karıştırıp,
Bir başına yudumlamak doyasıya.
Ama ''Çaya kaç şeker alırsın?''
Diye soran bir ses olmalı ya ara sıra...

Yalnızlığa dayanırım da, bir başınalığa asla...
(Hayatımın Güzelliği'ne)

Ve hayırlı kandiller... Mutlu ve huzurlu bir hafta diliyorum.
Sevgilerimle...

11 Şubat 2011 Cuma

Bergamot Limonu Reçeli ve Kabuğu

18 yorum
Merhabalar...

Bodrum pazarında kendini kaybedenlerdenim ben de.
Güzelim Ege'nin tazecik otları, meyveleri, sebzeleri öylesine cezbedici ki.
Antep'den bunların hepsine sahip olamasam da, en azından oradan ziyaretime gelenlerden bunların bir çoğunu istiyorum.
Bu mevsimin gözdesi bergomot limonu, Bodrum mandalinası ve küflü mantardır şimdilerde.
Bodrumdan bana getirilecek en önemli şeyin ne olduğunu sorsam, hiç düşünmeden bergamot cevabını verebilirler.
Reçeli de çok güzeldir ama, o kabuğu yok muu.... Nasıl bir lezzet verir çaya , nasıl bir tazelik katar anlatamam.


Geçen yıl uğruna mutfağımı yakıyordum bu reçel için. :))
Sabahleyin işe gitmeden önce kaynatmaya bırakmıştım. O şekilde de unutup çıkmışım evden. İş yerine geldikten bir kaç saat sonra bir şimşek çaktı beynimde. Ben arabaya ne zaman bindim , onca mesefeyi  o hızla kaza yapmadan nasıl gittim, eve bu kadar kısa zamanda nasıl ulaştım anlayamamıştım bile. Mutfak yanıyor diye hayal ediyordum yol boyu. Nasıl kötü bir duygu bu. Neyseki en kısık ateşte kalmış tüp, bu da sadece tencereyi yakmaya yetmiş. Bu kötü tecrübeden sonra reçel yaparken korkuyorum haliyle :))

Reçelin hazırlığı günler öncesinden başlıyor.
Reçel için tam ölçü veremeyeceğim. Sadece nasıl yaptığımı anlatacağım.

Reçel İçin: Limonun kabuklarını soyup, içini çıkarın ve kabuklarını doğrayın. Kabukları tencereye alın 3-4 dk. kaynatın. Sürekli suyunu değiştirin. İkinci gün yine 3-4 dk kaynatın ve sürekli suyunu değiştirin. Aynı işlemi 3. gün de yapın. Kabukların acılığı gidinceye dek suyunu değiştirin. Ben şeker miktarını göz kararı ayarladım. Biraz su ile kaynattım. En sonunda yarım limonun suyu da ekleyip kaynatın.

Kabuklar İçin: Kabukları rondoda biraz inceltin ve yaklaşık 200 derecedeki fırında kurutun. Kuru çay ile karıştırın ve kullanın.


Rastladığım bir kaynak bergamot için şunları yazmış ;

"Bergamot hakkında bilmemiz gereken iki önemli nokta var. Birincisi bu ağacın yaprağı, meyvesi ve özellikle de tohumunun Osmanlı tıbbında önemli bir ilaç olduğu.
İkinci olarak bilmemiz gereken ise bergamot ağacı ve meyvesinin 16. yüzyılda Avrupa’ya Bergama’dan götürülen numunelerle tanıtılmış olması ve bu sebeple bu güzel kokulu narenciyeye İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca ve İspanyolca’da “bergamot” dendiği. "

Buradan faydalarını yazmaya kalkarsam bu yazı bitmez arkadaşlar.
Değinmek istediğim ve beni üzen bir konu var.
Bizim topraklarımızdan çıkmış bir meyveyi bir dünya tanıyor da biz yeteri kadar tanımıyoruz.
Evime misafir olup da çayımı içenler tarafından bu aroma hep sorulur, "bergamot kabuğu"  cevabını vediğimde ise aldığım yanıt hep aynıdır " o da ne ki" olur.

Biz insanoğluna ne güzellikle lütfetmiş Yaradan...
Sadece gören bir göz gerek. Sükreden bir dil, anlayan ve idrak eden bir akıl...

Mutlu huzurlu bir hafta sonu diliyorum.
Sevgilerimle...

7 Şubat 2011 Pazartesi

Tatlı Patates Dedikleri Nedir ki?

15 yorum

Merhabalar,
Arkadaşım İrem'in heyecan dolu telefonu ile başladı herşey. "Raaa, inanamayacaksın, tatlı patetes bulduummm" olmuştu cümlesi.
Heyecan dolu bekleyiş, pateteslere kavuşma, hemen pişirip yeme, değerlendirme, neler yapılabilir düşünceleri, geri kalan aşamalarıydı tatlı patatesle tanışma faslımızın.
Türkiyeden sayfalarda pek tarif bulamadım. Faydaları ile ilgili de pek kaynak yok. Yüksek antioksidan kaynağı ve bağırsakları iyi çalıştırdığı en çok bilinen faydası.
Denediklerim arasında benim en sevdiğim kurabiye oldu. Yumuşak dokulu, kekimsi bir havası var. Fırından çıkar çıkmaz tüketildiğinden, bir gün sonrasında nasıl olduğu ile ilgili bir fikir edinemedim.

Çikolatalı-Cranberryli-Tatlı Patetesli Kurabiye

Malzemeler:

100 gr margarin
3/4 şeker
1 cup un
1 cup patetes püresi
1 yumurta
1 ymk kaşığı bal
1 pk vanilya
1 çay kaşığı kabartma tozu
1 çay kaşığı kabartma sodası
Bir tutam tuz
1 avuç damla çikolata (ya da kıyılmış çikolata)
1 avuç iri kıyılmış ceviz
1 avuç cranberry

Yapımı:

Hamur karıştırma kabınıza margarin ve şekeri alıp çırpın.
Yumurtayı ekleyip çırpmaya devam edin.
Geri kalan tüm malzemeyi ekleyin ve karıştırın.
Yağlı kağıt serdiğiniz fırın tepsinize kaşık ile hamuru düşürün.
180 derece pişirin.


Kurabiyeleri ve muffinleri aynı gün pişirmiştim. Elimde yaptıklarımı tüketecek bir misafir grubu olduğundan rahat rahat hazırlayabiliyorum.
Kurabiyelerin gölgesinde kalsa da oldukça güzeldi.
Tatlı Patetesli Muffin
Malzemeler:
1 cup un
1/2 cup sıvı yağ
3/4 cup şeker
2 yumurta
1 cup tatlı patetes püresi
1 tatlı kaşığı tarçın
1 çay kaşığı kabartma tozu
1 çay kaşığı kabartma sodası
1 pk vanilya
Bir tutam tuz
Antep fıstığı ya da ceviz

Yapımı:

Yumurta ve şekeri köpük köpük oluncaya dek çırpın.
Kuru malzemeyi bir tarafta eleyin.
Yağı ve patetes püresini, fıstığı ekleyip karıştırın.
Kuru malzemeyi de ekleyip karıştırmaya devam edin.
Muffin kalıplarına paylaştırın ve 180 derecede pişirin.



Tatlı patetesin en çok tüketilme yöntemi, haşlanıp yenmesi ve fırınlanması. Hatay tarafında bolca yetişiyormuş.
İçi sarımsı, beyaz ve eflatun renkli olanları var.

Türkiyede pek fazla üretimi yapılmıyor. Amerika bu konuda oldukça iyi. Her çeşit patetes mevcut. Benim en çok kavuşmak istediğim aslında kırmızı patetes. Türkiyede üretiminin yapılıp yapılmadığı ile ilgili bir fikrim yok.

Rastladığım bir kaynak 10 mucize besinden biri olarak kabul ettiği tatlı patetes için şunları yazmış:
"Tatlı patatesin koyu turuncu-sarı renginin yüksek antioksidan ve beta karoten seviyesini gösterdiği bildirildi. 
Patatesteki A vitaminin yapı taşı olan beta karoten, yaşlanmayı yavaşlatıyor, bazı kanser risklerini önlüyor. İyi bir lif kaynağı olan patates, B6, C ve E vitaminleriyle folik asit ve potasyum ihtiva ediyor."


Patetes salatasına hayır diyebilen yok sanırım. Elime tatlısı da geçmişken denemek istedim. Hem tatlı patetes, hem bildiğimiz patetesin karışımı oldu bu salata.
Ortalama bir tat oldu.
Ben haşlanarak tüketilmesinden pek hoşlanmadım açıkcası.
Alıştığım damak tadına pek yakın değil.
Muffin ve kurabiye tecrübelerimden yola çıkarak tükketebileceğim halinin tatlılar olduğuna karar verdim.



Tarçınlı toplar ise, yine patetes püresi ile hazırlandı. İçerisinde labne, bisküvi ve ceviz var.
Bu topları denemeye değer mi diye sorarsanız?
Yorulduğunuza deymez bence. Denedim, resmini çekmiş bulundum, eklemeden de geçemedim açıkcası.
Tatlı patates ile bu tarz tariflere yabancı kaynaklarda fazlası ile yer veriliyor.

Yaşlanma sürecini zayıflatması hatrına herhangi bir şekilde tüketin bence.
Tabi en büyük handikapı nereden bulacağınız.
Arz talep meselesi bunlar. Türkiyede yetişiyor neticede.
Sadece üretiminin yaygınlaştırılması gerekiyor.
Bir gün elinize bir şekilde tatlı patatesler geçerse denemeniz adına yayımlıyorum bu arşivi.
Yapılabilecek o kadar çok şey var ki aslında tatlı patateslerle. Biraz hayal etmek yeterli.
Örneğin, tatlı patatesle yapılan bir ekmek, ya da şerbetli bir tatlı. Neden olmasın ki.
Türkiyede bu besin hakkında yeteri kadar bilgi yok.
Umarım birilerinin işine yarar yazdıklarım.

Mutlu bir hafta diliyorum.
Sevgilerimle...

2 Şubat 2011 Çarşamba

Levrek Kokoreç

16 yorum
Merhabalar.
Hafta sonu blog için çalıştığımı söylemiştim di mi. Hava kapalı olunca, fotoğraf çekme işini balkonda yaptım. Beni balkonda görüp de bu kadın ne yapıyor diye düşünen komşulara selam ederim. :)) İyiki hiç birini tanımıyorum.Kırk şekle giriyorum, adam akıllı bir fotoğraf çekeceğim diye.

Levrek Kokareç size de ilginç gelmiştir eminim. Ben de okuduğumda enteresan bulmuştum. Malumunuz Antepliyim. Bu yörede bilinen bir balık yemeği de yoktur. Denizi olmayan bir şehir için normal sanırım. Yalnız bizim evde eksik olmaz balık yemekleri. Faydalarının yanı sıra bir çocuk büyütüyor olmanın etkisi büyük olmalı bunda.
Levrek, çipura ve somon tahtını hamsiye bıraktı son zamanlarda. Tavada kızarmış hamsi, yanında nar ekşili roka salatası.... ıımm, daha ne olsun... 
Mısır unu, tuz, kararbiberle hazırlanan hamsinin tarifini verecek değilim di mi  :))
Ben de balığa yeni bir sunum veren bu tarifi denedim. Sonuç oldukça güzeldi.

Malzemeler:
  • 600 gr levrek
  • 100 gr tereyağ
  • 3 adet sivri biber
  • 4 adet domates
  • 3 çay kaşığı kekik
  • 2 çay kaşığı pulbiber, tuz
Yapımı:
  • Ayıklanmış balığın filetosunu çıkarın. Çok ince olacak şekilde kıyın.
  • Yapışmaz yüzeyli tavaya balığı koyup, tereyağını ilave edin.
  • 3 dk soteledikten sonra kıyılmış sivri biber ve rendelenmiş domatesi de ekleyin.
  • Kekik, tuz, pulbiberi kattıktan sonra tüm malzemeyi 2-3 dk daha kavurmaya devam edin.
  • Sıcak olarak servis edin.
Kaynak : Sofra Şubat 2010

Tarifi dergiden aynen aktardım. Fakat kendi ölçülerinizle yapabilirsiniz.
Ben bu mevsimde pek domates tüketmediğimden domates püresi kullandım 2 ymk kaşığı.
 
Balık yedirmekte zorlandığınız birileri varsa muhakkak deneyin derim.

Kolaylıklar diliyorum işlerinizde. Şimdiden iyi hafta sonları size.
Sevgilerimle...
 

*Ra Mutfakta Design by GeCe's Blogger Templates © 2010