• Bademli Gevrekler
  • Baharatlı Fındıklı Kurabiye
  • Susamlı Cipsler
  • Bergamot Limonu Reçeli
  • Balkabaklı Rulo Pasta
  • Şiveydiz...

26 Kasım 2013 Salı

Gaziantep27 Gazetesi ile Merhaba...

4 yorum
23.11.2013 Gaziantep27 Gazetesi Köşe Yazısı:

Ben Ra...

30 küsür yıl bıraktım geride...

Durdum, dinlendim, yürüdüm... Sordum, buldum, anladım, kararsız kaldım, telaşlandım, merak ettim, çoğaldım. Yetmedi... Eksik kaldı söylediklerim...
Henüz çok yol var alınması gereken.

Burada devam etmek istedim söyleyeceklerime. Sevgili dostum Leyla ÖZEKŞİ'nin cesaretlendirmesi ile.

Basit, uygulaması kolay tarifler ile başlayalım.

Genel malzemeler ile damak tadınıza göre tatlandırmanızı tercih ettiğim için ölçüsüz yapabilirsiniz.

Mercimekli Ispanak Salatası




 Malzemeler:
  • Temizlenmiş ıspanak
  • Haşlanmış yeşil mercimek
  • Dereotu
  • Havuç
  • Yeşil soğan ya da kuru soğan

  • Süslemek için; nar ve ceviz
  • Sos için; zeytinyağ, nar ekşisi, limon, balsamik sirke, tuz, kırmızı biber
 Yapımı :
  • Sosu ayrı yerde hazırlayın ve bekletin.
  • Ispanakları, dereotunu, havuç ve soğanı ince ince kıyıp tüm malzemeye sosunu ilave edip karıştırın. Geriye süslemek için nar ve cevizleri eklemek kalıyor.
  • Yeşil mercimek yerine ince bulgur, kuskus makarnası, kuru börülce(lolaz) gibi alternatifler kullanılabilir.
Aslında kendilerine salata demek biraz haksızlık gibi geliyor bana. Bildiğimiz ara öğün olur bu salatadan. Ya da hafif bir akşam yemeği. Tavuk, balığın yanına doyurucu bir salata da olabilir.

Ra kimdir derseniz,
Biraz Antepli, biraz Maraşlı, sonradan Egeli, kendi kültürünün mutfağına aşina, dünya mutfağına meraklı, butik pastacılığa pek hevesli, 2005'den bu yana "bebeklimutfak" ve "ramutfakta" yemek bloglarının yazarıdır Ra...

Kimliğim, sıfatım "oğlunun annesi"... Gerisi teferruat.
Hani şu çok önemsediğimiz ismimizin önüne aldığımız sıfatlarımız...Hepsini yok sayıyorum ben.

Ruhumda var isyan evet... Kabul edemem bir çırpıda. Kırıldıysam gözlerinin içine bakmam karşımdakinin, konuşamam, bir şey yokmuş gibi davranamam...

Planlayıp iş yapamam, o an ne estiyse, ne gerekiyorsa.
Geriye dönüp de hayıflanmam. Öyle olması gerekiyormuş olmuş... Teslimiyet değil bu. İç huzur sadece. Yaptıklarına kefil olma yürekliliği.

Dost muyum ? Belki evet belki hayır. Her insan kadar kötü bir çok insan kadar iyi...

Doğru bildiğim ise; kimse eşit değil nazarımda. İnsan ayrımı yaptığım doğrudur. Düşüncenin derinliğidir değer verdiğim, isimlerin önündeki sıfat değildir. Her insanı sevmem. Her insan da beni sevmesin zaten. Üzülürüm...

İnsanlarım var değer verdiğim... Dostlarım var emek verdiğim, sevdiğim. Omzuna başımı yaslayacağım insanlarım... Düşsem kaldıracak, yanılsam düzeltecek insanlarım... En büyük hazinem.

Yoktur eyvallahım kimseye. Hesabım sadece doğurduğuma.

Ben Ra...
Milojiden bildiğiniz değil adımdan dolayı kısaca Ra...
İlişkilendirmek gerekirse, ışık kaynağı olan Ra...
Zihinlerde bir ışık, bir kıvılcım olmak niyet.
Selametle...

22 Mayıs 2013 Çarşamba

Analı Kızlı - Ekşili Ufak Köfte

15 yorum

Merhabalaarr...
Kışa dair son tarifim. Rengarenk tabakların, meyveli tatlıların, sorbelerin, dondurmaların zamanı çoktan geldi. :))

Analı Kızlı kış yemeğidir. Uzun süredir yayımlanmak için beklediğinden geç kalınmış bir tarif. Büyük olan köftelerin içinde küçük bir sürpriz var. :)) Ona anası deniyor ve oğlumun en sevdiği onlar... Diğerleri de kızları olmalı. Analı Kızlı ya da Ekşili Ufak Köfte; Gaziantep mutfağının önemli yemeklerinden.


 
  
 

Göz kararı ölçü ile yapıldığından tam ölçü vermek benim için çok güç. Bu nedenle kimseyi yanıltmamak için sadece fotoğrafları paylaşmayı uygun gördüm. İnternette de pek çok tarif mevcut.

Yaz tarifleri ile buluşmak dileği ile ...
Sevgilerimle...

Not: Analı Kızlı'nın Malatya yemeği olduğu ile ilgili bir çok yorum var. Tabi ki Malatya'da da yapılıyordur.
Hatta Adana, Kahramanmaraş, Diyarbakır, Tarsus da da yapılıyordur. Bu durumda bölge yemeği olarak adlandırabiliriz sanırım. Bir çok Antep yemekleri kitaplarında bu tarife rastlamışımdır.

Malatya ya da Antep ; nereye aitse aittir bir yemek. Bunu tartışmak bana göre anlamsız. Varsın Malatya'nın olsun.
Yapılan yemek masanıza şenlik kattıysa, eşinizle dostunuzla paylaşmışsanız, ağzınızın da tadı yerindeyse yemeğin menşei çok da önem taşımıyor benim için... :))

Sağlıcakla kalın...


4 Nisan 2013 Perşembe

Şekerpare

13 yorum

Merhabalar...
Çok eskilerden bir tarif şekerpare. Bebeklimutfak bloğumda da yayımlamıştım. Bazı tarifler vazgeçilmez benim için. Bu da onlardan biri. Kalabalık arkadaş grubunu ağırladığım sırada hazırlamıştım. Bu şekilde sunmak benim çok hoşuma gitti.
Fikir verir belki size de.
Tarifi eski bloğumdan aynen aktardım.

Oktay ustadan.

Malzemeler:
  • 2 yumurta
  • 1/2 pk. yumuşamış margarin
  • 1/2 su bardağı irmik
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 2,5 su vardağı un(az gelirse un ilavesi yapılabilir)
  • 1 pk. vanilya ve kabartma tozu
Yapılışı:
  • Yumurta ve margarini elimiz ile çırparak karıştıralım.
  • Şekeri vanilyayı ilave edip karıştırmaya devam edelim.
  • İrmik, un, kabartma tozu ve unu da ekledikten sonra yumusak bir hamur elde edelim. Hamurun yumuşak olması bana göre önemli. Çünkü çok eklenmiş un şekerpareyi sertleştirebilir diye düşünüyorum.
  • Tepsiyi yağlamaya gerek var mı tam olarak bilmiyorum ama ben her ihtimale karşı çok ince bir tabaka yağladım. Hamurumu istediğim boyutta yuvarlayarak fındıklarını içine batırdım. Bundan sonra şekerpareleri daha küçük yapma niyetindeyim. Tek çatallık olursa daha güzel olur diye düşünüyorum, böylece her lokmada fındık da yenmiş olur.
  • Bir yumurta sarısını ve çok az yağı karıştırarak sürelim. Bu aşamada dikkat etmeniz gereken; fındıkları batırdığımız için hamur aşağı doğru eğimli olduğundan yumurtaları buralarda biriktirmemek gerek. Yumurta kokmaması için bu önemli bir detay.
  • Bu şekilde 170 C deki fırında pişiriyoruz.
  • Bu sırada 3 bardak şeker ve 3 bardak su ile şerbetimizi hazırlayacağız. Şerbetin içine Çeyrek limonu kabuklu bir halde atalım. Bu şekilde kaynatalım.
  • Şekerpareler pişince bu sırada şerbet de kaynıyor olmalı. Her ikisi de sıcakken şekerparelerin üzerine şerbeti dökelim.
  • Şerbetini çektiğinde soğumuş da olacağından artık yiyebiliriz.
Tek lokmalık olacak şekilde küçük küçük hazırlamanızı öneririm.

Yanında bir dilim dondurma ile güzel bir ikili olacağı muhakkak.

Mutlu huzurlu günler diliyorum.
Sevgilerimle...


12 Mart 2013 Salı

Kırmızı Pancar Turşusu ve Salata

18 yorum
Merhabalar...
 
Kırmızı Pancar, hala pazarlarda ve marketlerde arz-ı endam ederken bol bol tüketmek lazım. En sevdiğim hali turşusudur.
Yıllardır mevsiminde alır hazırlarım. Uzun süre bekletmedim. Taze taze tüketmeyi tercih ediyorum.
 
Tadını bir kenara bıraktım da o renk ne muhteşemdir... Sadece renginin güzelliği bile bu turşuyu yapmama vesile belki de. Kırmızıyı her daim çok sevmişimdir. :)
 
 
Söz konusu salata ve turşu olunca açıklama yapacak pek fazla şey yok. Damak tadınıza göre tadlandırabilirsiniz.
Turşu için de sabit bir tarifim yok. Kısaca nasıl yaptığımdan bahsedeyim.
  • Kırmızı pancarı soyup dilimleyin, üzerini kaplayacak kadar su ekleyip haşlayın.
  • İstediğiniz kıvamda haşladıktan sonra, bir kenara soğuması için kaldırın.
  • Soğuduğunda muhafaza etmek için kullanacağınız kavanoza kırmızı pancarları yerleştirin. Aralarına yer yer sarımsak da soyup ekleyebilirsiniz.
  • Ayrı bir kapta kırmızı pancarları haşladığınız suyu kavonuzun alacağı kadar miktarı göz kararı ayarlayıp, içerisine tuz, sirke, limon tuzu ile bir karışım hazırlayarak kavanozu doldurun.
  • İki günde tadı yerine gelmiş oluyor. 

Daha sonrasında ise; ilk fotoğraftaki gibi çeşitli salatalarda kullanabilirsiniz.
Tek başına da yemeklerinize eşlik edebilir.
Hazır olanarak satılan kırmızı pancar turşularını da salatalarda kullanmak mümkün tabi ki. Fakat kendi hazırladığım, inatla hazırını almayıp emek verdiğim her şey beni mutlu ediyor. "Ben hazırladım" diyebilmek keyifli ve gurur verici bir şey. :)
Biz faniler; bize sunulmuş nimetleri değerlendirirken dahi gururlanıyoruz. Ben yaptım diye seviniyoruz, yeri geliyor maharetimiz için övünüyoruz hatta övgü bekliyoruz. Emek verdiğimiz yemek karşılığında küçük bir teşekkür dahi mutlu ediyor bizleri.
Yaradılışımızın tabiatında var; verdiğimiz emek karşılığında duymak istediğimiz memnuniyet belirtisi...
Neticede kendi ruhundan üfleyen de O.
Bu duygulara gark olmuşken anlıyorum Yaradana şükretmenin önemini... Dualarımız da olmasa ne ehemmiyetimiz kalırdı değil mi?
 
Mutlu, huzurlu şükür dolu bir hafta diliyorum...
Sevgilerimle...
 
Bu arada güzeller güzeli dostum, canım arkadaşım Şehr-i Bursadan Blog yazarı Çiğdemime buradan da teşekkür edeyim istedim. Fotoğraf çekebilmem için değişik örtüler hazırlayıp gönderiyor bana. Ellerine sağlık Çiğdemim...
 
** Deki; Eğer duanız olmasa Rabbimin katında ne ehemmiyetiniz var. (Furkan suresi 77.Ayet)

5 Mart 2013 Salı

Palamut Kızarma

10 yorum
 
Merhabalar...
 
Gaziantepli olarak yaygın bir balık kültürümüz yoktur fakat balık pazarının yoğunluğu, balık lokantalarının çok rağbet görmesinden anlıyorum ki halk olarak balığı seviyoruz.
 
Balığı kızartmak adetim değil fakat sanki palamut kızartılmalı ya da mangalda yapılmalı gibi bir alışkanlığım var :)) Fotoğrafta gördüğünüz; palamutun mısır unu, tuz ve karabiber karışımına batırılıp kızartılmasından elde edilmiş halidir. Palamut pek barışık olduğum balık değildir yine de.
 
Kışın en sevdiğim tarafı; balık pazarına gidip her türden balığın taze taze yer aldığı tezgahlardan oğlumla birlikte akşam için en taze balığı seçip, bol salatalı balık sofralarının hazırlanması telaşıdır...
Mevsimi geçti geçecek... Henüz taze balık bulabiliyorken sık sık hazırlıyorum.
Aile, eş dost muhabbeti de ziyafete eşlik ediyorsa o an yüzünüzde beliren belli belirsiz bir tebessüm ile durup düşünüyorsunuz; mutluluk bu kareden başka ne olabilir ki diye. 
 
Bizim mutfakta en revaçta olan hamsi tavadır. Yalnız mısır unu Trabzonlardan olmalı. Vardır böyle takıntılarım. :)) Diğer türlü eksik kalır yapılacaklar.
Hamsi tava demişken lüferi unutmayalım. Nasıl bir lezzettir o... Bu balıksa diğerleri ne diye sormadan edemem. :)) Neyseki oğlum da balık müptelası. Biran önce büyüsün, annesi ile sohbetler etsin balık sofralarında diye hevesleniyorum açıkcası.
 
Balık da, kurulan sofralar da bahane aslında. Amacın ne olduğu belli. Kurulan sofralar etrafında bir araya gelmek, bir araya gelip de sohbetler kurmak...
Yoksa  bir yumruk kadar olan miğdemizi doldurmak değil maksat. Damağımızın aldığı tad kadar ruhumuzu da tadlandırmak ...
 
Güzel bir hafta diliyorum.
Sevgilerimle...
 

*Ra Mutfakta Design by GeCe's Blogger Templates © 2010