• Bademli Gevrekler
  • Baharatlı Fındıklı Kurabiye
  • Susamlı Cipsler
  • Bergamot Limonu Reçeli
  • Balkabaklı Rulo Pasta
  • Şiveydiz...

1 Mart 2013 Cuma

Noodle

9 yorum


Merhabalar
Ailem ve  çevremdekiler tarafından çok iyi bilinir ki Ra Çin Mutfağını sever.
Çini ziyaret edenlerin hijyen nedeni ile orada aç kaldıklarını, hiç bir şey yiyemediklerini çok duymuşuzdur.

Olayın bu kısmını bilemiyorum ama ülkemizdeki China Townların oldukça güzel yemekler yaptıklarını biliyorum. İşletmeciler genellikle Türk olunca kendi kültürümüzün tadı ile harmanlanmış oluyor sanırım.

Hatta; Çin mutfağının en ilginç tatlılarından kızarmış dondurmayı yıllar öncesinde denemişliğim vardır. Sonrasında ise herhangi bir girişimim olmadı. İşi ehline teslim etmek en iyisi sanırım. :)

Noodlle ise oldukça basit bir makarna. Sebze ile zenginleştirilmiş çeşit çeşit hallerde ikram edilebilir.

Deneyince fotoğraflamadan edemedim. Haliyle paylaşma gereği hissediyorum.  




İhtişamlı bir mutfağı olan Gaziantepde China Town yok. Olmamasını da yadırgamıyorum. Malumunuz et yemekleri baş köşededir bizde.

Makarnayı nooddle dan daha lezzetli buluyorum. Tabi ki tercih meselesi. Noddle da yapmadım olmasın benimki. :))
Fotoğraftakiler için tarif verme gereği hissetmiyorum.

Gözlere şenlik.
Mutlu ve huzurlu bir hafta sonu diliyorum.

Sevgilerimle...

11 Şubat 2013 Pazartesi

*Ra Bunu Hep Yapar : Truff

9 yorum

Merhabalar...
Bu kadar sürenin ardından tatlı bir tarif ile merhaba demek iyi olacak. Yoksa hali hazırda yayımlanmayı bekleyen başka başka tarifler var ama en tatlısı buydu.

Nerelerdeydim???
İçimde kalan, eksikliğini bir türlü tamamlayamadığım ünv.okuma maceralarımdan biri daha var son zamanlarda hayatımda. 2.ci üniversine 3.üniversine ya da bilmem kaçıncı olacak...

İstediği şey oluncaya kadar rahata eremiyormuş insan!!!
Gündemdeki esas konu ise Ra'nın ne istediği? Henüz kafası karışık.

Bazen yapması gereken tek şeyin; okul dışındaki hayali olan, minik pasta atölyesini kurmak olduğunu düşünüyor. Elini eteğini herşeyden çekip, zen bir hayatın içinde kalmayı planlıyor. Hazırladığı minik cupcakeler ile insanların yüzünde tebessüm oluşturmak, mutluluklarına tanık olmak...

Hep eksik hep eksik... Bir türlü tamamlayamıyor Ra düşüncelerini, istediklerini...

Truffa gelince... Oğlumun gözdesidir kendileri. En çok sevdiği yiyecekler sorulduğunda truff da geçer saydıkları arasında.

Truff yapmak için herhangi bir tarife ihtiyaç duymuyorum. Eminim gramajlı ölçüleri olan bir çok tarif vardır. Bu kadar kasmaya gerek yok. Her halini yapmışımdır, hepsinde yaklaşık aynı tad :)
Boşverelim gramı, milimi, ölçüyü bu defa da.

Yanlış da bir nakış derler ya. O hesap benimki de. :) Her türlüsü afiyetle yeniyor.

Arta kalan kakaolu kekleri değerlendireceğiz. Arta kalan kekiniz yoksa , sırf truff için kek hazırlamak da istemezseniz hazır kek kullanabilirsiniz. Benim kullanmışlığım vardır. :)

Bir kutu çiğ kremayı, 2 paket 80 gr lık istediğiniz herhangi bir çukalata ile benmari de eritin. Kakaolu keki ufalayıp, erittiğiniz çikolata ile karıştırın. Soğuması için bekleyin. Katılaşınca şekil verip truff kaplarında servis edebilirsiniz.

Trufu istediğiniz gibi zenginleştirebilirsin. Karemelize fındık kırıntısı ile çok yakıştırıyorum. Evdeki malzemelerle uyarlanacak oldukça pratik ve gösterişli. Çikolata sevenler için vazgeçilmez.

Benden şimdilik bu kadar.

Sevdiklerinizle geçireceğiniz musmutlu bir hafta diliyorum.

Sevgilerimle....

21 Aralık 2012 Cuma

Şiveydiz

18 yorum


Merhabalar,
 
Yemek yemenin , güzel ve farklı tadların sürekli peşinde olan ben, son zamanlarda abartılı bir hale gelen kilolarım nedeni ile hayata bakışımı hatta yemeğe bakışımı oldukça değiştirdim. Değiştirmek zorunda kaldım demek daha yerinde olacak sanırım.
 
Memnun değil miyim diye sorarsanız, kesinlikle memnun ve mutluyum.
Yemek ile ilişkimi değiştirmek bana ne kattı derseniz; sanki zihnimde bir besin hesap tablosu var da yemek üzere olduğum her ne ise onu hesaplayıp öyle tüketiyorum. Vücuduma protein mi, karbonhidrat mı, vitamin mi, şeker mi her ne giriyorsa hesaplamaya başladım.
 
Aldığım kalorinin yakımı için kaç saat yürümem gerektiğini düşünerek bir çok şeyi yemekten vazgeçebiliyorum örneğin.
Spor yapmanın vücudu yoran bir aktivite olduğunu düşünmeyi bir kenara bırakıp sağlığım için olmazsa olmaz bir kaide olduğunu anladım. Sağlığım için bir şeyler yapmanın hazzı da bambaşka.
 
Yemek ile ilişkimi değiştirmek ; beslenme alışkanlıklarımı değiştirmenin yanı sıra şimdilik benden bir 5 kiloyu da götürdü. Kesinlikle daha mutlu ve zindeyim.
 
Hal böyle olunca yeni yeni ısınıp girdiğim mutfağımda daha hafif şeyler hazırlanıyor. Yayımlamak için tarif bulmakta ise zorlandığımı itiraf edebilirim. :) 

 
Şiveydiz çocukluğumdan bu yana şehrimin en sevdiğim yemeklerinden biridir. Antep mutfağı her zaman bende hayranlık uyandırmıştır.
 
Daha önce de bahsetmişimdir ne kadar çok eleştirsem de Antep'i, farklı bir tınısı var bu şehrin bende... Bu nedenledir ki bırakıp gidemiyorum. Gidip de Türkiyenin en güzel yerlerinden biri olan Bodruma yerleşemiyorum. Bodrumda 4. kuşak var şimdi ailemden... Sanırım henüz bu kararı verebilecek kadar sıkılmadım buradan. :)
 
Bazen Bodrum yerine hala Antepde yaşıyor olmam garipsenebiliyor çevremdekiler tarafından. :)  Böyle zamanlarda ne diyeceğimi bilemiyorum. Neden hala buradayım ki diye kendime sormadığım olmuyor değil hani. Bakalım zaman denilen kavram neler çıkarak karşımıza.
 
Biraz da Şiveydizden bahsedeyim sizlere.
 
Bu yemek için tam ölçü vermek zor benim için. Göz kararı ölçülerle yapmanızı önereceğim haliyle.
 
  • Az yağlı kuşbaşı doğranmış kuzu eti ve nohut haşlanır. 
  • Yeşil sarımsak uzunca doğranır ve haşlanmış et ve nohudun üzerine eklenir. Onlar da pişinceye kadar ocakta tutulur. Dilerseniz pırasa ile de yapılabilir. Her ikisinden de ilave ederek de yapılabilir.
  • Diğer tarafta yoğurt sos hazırlanır. Yoğurdu kestirmeden hazırlamak önemli burada. Kısık ateşte süzdürülmüş yoğurda bir kaşık un ve bir yumurta ilave edilip, sürekli çırparak pişirilir.
  • Sonrasında yoğurt sos ve etli, nohutlu ve sarımsaklı karışımı kavuşturabilirsiniz.
  • Üzerini de dilerseniz kızdırılmış yağda hasbir ya da nane yakarak süsleyebilirsiniz.
Şimdilik benden bu kadar...
 
Beslenme alışkanlıklarınızı gözden geçirmenizi ve daha sağlıklı bir yaşam için çalışmalara başlamanızı diliyorum. Sonra da incelip çevrenizdekiler tarafından kıskanılmanın hazzını yaşayın... ;)
 
Musmutlu hafta sonları size...
Sevgilerimle...
 
 

4 Aralık 2012 Salı

Bademli Gevrek (Biscotti) ile Başlangıç

21 yorum

Mutfakla aramdaki buzları eritmem gerekti artık. Hafta sonu büyük bir acemilikle yaptım gevreklerimi. Kırmızı kitchenaid tüm ihtişamı ile mutfak tezgahında sergilenirken onun karıştırıcı olduğunu unutup aksesuar mı sandim bilemiyorum, kendim yağurdum gevrek hamurunu...
Hamur parmaklarıma yapışıp da yoğurmakta zorlandığım an aklıma bir hamur yoğurma makinemin olduğu geldi ve kendime güldüm. Herşeyi nasıl da unutmuşum diye :)

Sürekli tozunu aldığım aksesuarım olmuş meğer...

Ayrı kaldığım dönemde mutfakta olmanın huzur ve mutlulukla çok ilintili olduğunu anladım. En azından benim için öyleymiş...

Eminim bir çok kişi biliyordur gevrek yapımını. Çayını benim gibi tek başına sevmeyenler, hemen bozulmayıp uzun süre kalsın ara sıra yerim diyenler için önerilir...

Bademli Gevrek (Biscotti )
*cup ile ölçülmüştür.

Malzemeler :
  • 3/4 cup badem
  • 3 yumurta
  • 2 cup un
  • 1 cup fındık unu
  • 3/4 su bardağı şeker
  • bir tutam tuz
  • 1/2 paket kabartma tozu
  • 1/2 paket vanilya
Yapımı :
  • Fırını 170 derecede ısıtın.
  • Teflon tafada bademleri kavurun ve soğuması için bekletin.
  • Yumurtaları çırpın, un, fındık unu, şeker, kabartma tozu, vanilya ve tuzu ilave edip yumuşak bir hamur elde edip, 10-15 dk hamuru dinlendirin.
  • Hamuru rulo yapıp pişirin.
  • Biraz kızarınca fırından çıkarıp, dilimleyin, tekrar fırınlayın ve gevrekler tüketilmeye hazır.


Abidin Dino'nun bir resim çizip de işte bu mutluluğun resmi dememiş olması ne iyi. O da Nazıma cevabında demiş zaten;



"Yapardım mutluluğun resmini


Buna da ne tual yeterdi;
ne boya..."
 


 
 

Bunlar benim mutluluk fotoğraflarım.
Zihnimin çekmecesinde fotoğrafın yanında kokuları da var.

Sonbaharın mucizevi güzelliğine tanık olmak öyle güzel ki... Oğlum ve arkadaşlarımızla yürüyüşe çıkıp ardından yapılan kahvaltılar...
Çayın ya da kahvenin yanına hazırlanan kurabiyenin evdeki kokusu... Mutluluğun kokusu değil de nedir ki...

 
Ağzının tadı olsun insanın, kalbinin huzuru olsun, sağlığın sıhhatin de yerindeyse daha ne olsun... 
Kim ne demiş, kim ne yapmış bize ne.


Sevgilerimle...


 

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Peynirli İrmik Helvası

24 yorum

Merhabalar,
İnsanın mutfakla arasının iyi olması için, hayatında mutlu etmek istediği insanların var olması gerekiyor. Siz ne düşünürsünüz bilmem ama mutfakta olmanın mutlulukla alakası var...
Bundandır ki mutfağa son günlerde sadece su içmek için uğruyorum. Haliyle blogum da sessizleşti.

Eskilerden kalan bir tarif Peynirli İrmik Helvası. Ani tatlı krizleri için, bir çırpıda yapılabilen nefis bir tatlı...

Malzemeler :
  • 1 su bardağı irmik
  • 1 su bardağı şeker
  • 1,5 su bardağı su
  • 2 - 3 yemek kaşığı tereyağ
  • Yeteri kadar tuzsuz Antep peyniri (2-3 adet)
  • üzerine tarçın
Yapılışı:
  • Derin bir tencerede tereyağı eritelim ve irmiği ekleyelip pembeleşinceye kadar kavuralım.
  • İrmik rengini aldıktan sonra şekeri ilave edip bir kaç dakika bu şekilde kavuralım.
  • Bu karışıma soğuk suyu da ilave edelim ve suyunu çekene kadar pişirelim.
  • Son olarak da ince ince dilimlediğimiz Antep peynirlerini ekleyip karıştıralım ve ocağı kapatalım.
  • Tencerenin kapağını kapatıp 1-2 dakika kadar dinlendirelim. Böylece peynirler de erimiş olacaktır.
  • Tarçın, ceviz ya da fıstık ile servis edebilirsiniz.


Aşçının notu: Kesinlikle önerilir. Anteplilerin dolabında her daim hazır bekleyen tuzsuz peynir vardır. Künefe yapılabilen herhangi bir peynir de olabilir. Peynirin tuzsuz olması ve kaşar gibi eriyor olması önemli.

Mutlu bir hafta diliyorum.
Sevgilerimle...
 

*Ra Mutfakta Design by GeCe's Blogger Templates © 2010