• Bademli Gevrekler
  • Baharatlı Fındıklı Kurabiye
  • Susamlı Cipsler
  • Bergamot Limonu Reçeli
  • Balkabaklı Rulo Pasta
  • Şiveydiz...

28 Şubat 2011 Pazartesi

Gül Pasta

14 yorum

Uzunca bir sessizlikten sonra... Merhabalaarr...

Umarım iyisinizdir.
Bazen blog güncellemek için sırada bekleyen tariflerin olması yetersiz olabiliyormuş. Elim yazmaya varmadı arkadaşlar. İnsanlar bir yerde acı çekerken, yaşam mücadelesi verirken ve kendi rahatımdan utanırken yazamadım birşey. Bu mücadeleyi veren çok sevdiğiniz blog yazarı bir arkadaşınız olunca daha da içten hissediyorsunuz bunun acısını. Pepelanın yazdıklarını hala düşündükçe ürperiyorum. Rabbim bir daha böylesi sıkıntılar yaşatmasın. Bu sıkıntıyı atlatması için dua etmekten başka bir şey gelmiyor elimizden de.

Bu gün sevdiğim insanlar üzerine yazılıyor bu post arkadaşlar.

Bu pastayı hafta sonu güzeller güzeli arkadaşım Naile için hazırladım.
Bu gün onun doğum günü...
Henüz kendisi görmedi, biraz süpriz olacak bu post onun için. :) Belki güzel yüzünü güldürürüm bu vesile ile.
Şu an pasta dolabımda, akşam pastamla yanındayım inşAllah.

Naileciğim, hani bir aradayken yapmaya uğraştığın bir gül vardı ya...
Sanırım bu o gül. Sen bunu yapmak için uğraşırken içimden hınzırca gülüyordum ben, sana doğum gününde hazırlayacağım onu diye... 
Merak edenler için, pastanın keki bir kat turuncu(portakallı), bir kat kakaolu oldu. Arasına da hazır krema kullandım. Henüz kesilmediği için, resmini çekemedim malesef.


Eveett Naileciğim, pasta ile uyumu açısından şunu söylemek istiyorum;

Nice nicee yıllara güülüüümmmm....
Nice nicee yıllaraaa.... :)

Yeni yaşın hayırlı, ömrün bereketli, doğum günün kutlu olsun arkadaşım.

Mutlu haftalar diliyorum herkese.
Sevgilerimle...

21 Şubat 2011 Pazartesi

Mesajlı Çikolatalı Pasta (Jakonde Pasta)

21 yorum
Yeni bir haftadan merhabalar.
Hafta sonu tam da istediğim gibi battaniye altında kitap okuyarak geçti :)
Fakat dayanamadım, günlerdir hayalini kurduğum pasta için mutfağa girdim. Çikolataya hayır diyebilenimiz yok sanırım.
Biraz doğaçlama, biraz esinlenme , yabancı kaynaklardan derleme ile böyle bişey ortaya çıktı.
Temel olarak amacım jakond keki kullanmaktı. Jakond kek için tüm kaynaklarda badem unu kullanılıyor. Fakat badem ununu burada bulamamak beni yıldırmadı. Bildiğimiz un ile yaptım. :)
Sonuç bizim tarafımızdan oldukça beğenildi.
İstediğiniz mesajı yazıp misafirlerinize sunabileceğiniz hoş bir pasta. :) Tersten yazmak biraz zor olsa da , güzel bir krema sıkma ucunuz varsa işiniz kolay. Benim için malesef hiç kolay olmadı. Acilen ekipman bulundurmam gerek.

Yazı Dolgusu:
  • 2 yemek kaşığı dolusu oda sıcaklığında tereyağ
  • 1/3 cup pudra şekeri
  • 1 büyük yumurta akı
  • 1/4 cup un
  • 4 tatlı kaşığı kakao
Yapımı: Yumurta, yağ, şekeri bir kaç dakika çırpın. Kuru malzemeyi de eleyerek karıştırın. Katı bir karışım elde edeceksiniz. Krema sıkma torbanızın en ince ucu ile yağlı kağıda yazınızı tersten yazın.Bir kenarda bekletelim şimdi. Şuradaki gibi.
Her fırın tepsisi aynı büyüklükte değil. Benim kullandığım ankastre fırının tepsisi.


Yazımızı yazdıktan sonra beyaz kenarlı keki yapalım.
Beyaz Kek:
  • 3 yumurta
  • 1+1/4 cup un
  • 1/2 cup şeker
  • 2 ymk kaşığı eritilmiş tereyağ
  • 2 yumurta akı
  • Bir tutam tuz
Yapımı:
  • 3 yumurtayı çırpın.
  • Un,tuz,şekeri ekleyip karıştırın.
  • Tereyağını da ekleyip karıştırmaya devam edin.
  • Yumurta aklarını ayrıca bir kapta köpük köpük oluncaya kadar çırpın.
  • Diğer karışım ile üç defada yumurta aklarını söndürmemeye dikkat ederek karıştırın.
  • 160 derecede fırınınızı ısıtın.
  • Yazı yazdığınız yağlı kağıt üzerine kek karışımını yayın. Alttaki yazıyı bozmamaya dikkat edin.
  • Her tarafına düzenlice yaydıktan sonra, tepsiyi hafifçe sallayın. 160 derecede pişirin.
  • Pişirdikten sonra tel üzerinde soğumaya alın, soğuduktan sonra bir cetvel yardımıyla keskin bir bıçakla kesin.
Kakaolu kek için kalan yumurta sarılarını kullanıcaz. Yumurtaların bekleme süresi yok malum. Hemen değerlendirmek gerekecektir. :)


Kakaolu Kek
  • 4 yumurta sarısı (yukarıdaki kek ve yazı dolgusundan arta kalan)
  • 1 yumurta
  • 1/2 cup şeker
  • 1 cup un
  • 50 gr eritilmiş yağ(1/2 çay bardağı sıvı yağ da olabilir)
  • 4 ymk kaşığı yoğurt
  • 3 ymk kaşığı kakao
  • 1 tatlı kaşığı kabartma sodası


Yapımı
  • Yumurta sarılarını ve yumurtayı şeker ile çırpın.
  • Yağ, yoğurt ekleyip karıştırın.
  • Un, kakao, sodayı eleyin ve yumurtalı karışım ile birleştirin.
  • 16 cm lik çemberde 180 derecede pişirin.
  • Kakaolu kek pişince iki parçaya bölün.
Çikolatalı Mus (Ara Kreması)
  • 200 gr bitter çikolata (100 gr sütlü, 100 gr bitter de kullanabilirsiniz)
  • 200 gr (1 pk) çiğ krema
Yapımı:
  • Öncelikle çikolatayı benmari kurarak eritin. Bir kenarda soğumaya bırakın. Ama katılaşmaması için de sürekli karıştırın.
  • Kremayı çırpın, köpük köpük olunca, çikolata ile birleştiricez, fakat çikolatanın ısısı çok önemli, eğer sıcakken karıştırırsak kremamız eriyecektir. Çok katı olduğunda krema ile bütünleşmeyecektir. Oldukça ılık olacak çikolatamız.
  • Krema ve çikolatayı birleştirdikten sonra mus da hazırlanmış olacak.
Bir çok mus tarifinde yumurta da var. Fakat çok fazla yumurta tüketmekten hoşlanmadığım için bu şekilde hazırladım. Çeşitli mus tarifileri için buraya bakabilirsiniz.
Pastanın en üstüne bir paket Cream Ole çırpın.


Birleştirilmesi :
16 lik çemberimin içine iki parça yazı yazdığım beyaz kekten koydum.(18 lik çember iki parça kek için büyük geldi)
İçine yine16 cm lık çemberimde pişirdiğim kakaolu keki ikiye bölün, biraz küçülterek zemine yerleştirin.
Kenarları beyaz kek, tabanı kakaolu kek oldu şimdi. Kakaolu kekin ıslak bir dokusu olduğu için ıslatmaya gerek duymadım.
Bunun üzerine çikolatalı musu koyun ve kakaolu kekin ikinci parçasını üzerine kapatın.
Geri kalan boşluğu cream ole ile doldurun.
Bir gece dinlendirin ve üzerini kakao ile süsleyerek servis edin.


Öneriler:
Biraz uzunca bir tarif oldu. Yapımı size zor gelebilir. Ama çok da zor değil aslında.
Yazı yazdığınız keki kullanmak benim için ana fikirdi. Geri kalanı bildiğiniz , sürekli kullandığınız çikolatalı kek, krema ile doldurulabilir.
Benim için önemli olan kısmı dış kaplaması ile farklı bir görüntü elde edebilmekti.
Lakin kullandığım çikolatalı mus ile olayı tamamıyle bitirmişti. Ara krema olarak mus favorimdir benim.
Dış kaplamada sadece yazı değil, çeşitli şekiller de yapabilirsiniz. Kalpler, çicekler, börtü böcek vs... sizin hayal gücünüze kalıyor artık.
Çok daha farklı sunumlar elde edebilirsiniz. Tek kişilik porsiyonlar olarak da hazırlanabilir.
Çikolatalı mus için baktığımda gördüm ki Zinnur da yıllar önce denemiş böyle bir tarıfı. Ona da bakmak isterseniz tarifi burada. Kulaklarını çınlatayım Zinnurun da, ne çok şey öğrendik kendisinden. Pastalarımın ilham kaynağı kendisi. Sevgilerimi gönderiyorum buradan.
 Şimdilik benden bu kadar. Ben yazarken yoruldum, umarım siz okurken yorulmazsınız :))
 
Çookk mutluu, huzurlu, gönlünüzce geçireceğiniz bir hafta diliyorum.
Sevgilerimle....

17 Şubat 2011 Perşembe

Peynirli Açma , Başarısız Balkabaklı Truff ve Hayalet Gemi

19 yorum


Merhabalar,


Son zamanlarda işe aç gelip, hemen yakınlardaki bir simit fırınından aldığım peynirli açmalara dadanmış bulunmaktayım.
Haliyle deliler gibi kilo aldım. Bahar mevsimi rejim dönemi nasılsa, şimdilik aldığım kiloları dert edinmiyorum. :)
Antep gibi damak tadı fazlasıyla gelişmiş bir şehirde yaşayıp da kilo almamak ne mümkün zaten.
Seviyorum ben bu şehri ...
Her gün iş yerinde yediğim açmaları sürekli kullandığım poğaça hamuru ile hazırlayayım dedim, böyle bir şey çıktı ortaya.


Tarifimize gelince ;


Malzemeler:
  • 1 bardak ılık su
  • 1 bardak zeytin yağ
  • 3-4 kaşık yoğurt
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 yemek kaşığı şeker
  • 1 pk instand maya
  • Aldığı kadar un
  • arasına beyaz peynir ve tereyağ
  • Üzerine yumurta sarısı, sıvı yağ, susam
Yapımı:
  • Bir bardak ılık suya kuru maya, tuz , şekeri ekleyip kaşık ile karıştırın ve eritin.
  • Yoğurma kabınıza alın, yoğurt, sıvı yağ ekleyin.
  • Yumuşak bir hamur elde edinceye kadar un ilave edin.
  • Hamurun üzerini kalın bir bezle örtün ve ılık bir yere 1 saat kadar mayalanmaya bırakın.
  • Hamur mayalandıktan sonra, hamuru 4 parçaya ayırın.
  • İnce uzun elinizle şekil verin, arasına peynir ve ara ara tereyağ koyup, sararak halka şeklini verin.(Bazen bu aşamada mayalandıranlar da oluyor, benim zamanım olmadığından hemen pişirdim)
  • Üzerine de yumurta sarısı ve sıvı yağ karıştırıp sürün.
  • Susam serpiştirip, 180 derecede pişirin.
Tadı oldukça güzeldi fakat o fırından aldıklarım gibi değil. Aynı sonuca ulaşıncaya dek başka açma tarifleri ile tekrar denemeler yapmayı planlıyorum. . Sanırım yaş maya kullanmak gerekiyor aynısından elde etmek için. Instand maya kullanmak da bana hep kolay gelmiştir nedense.


Hafta sonu denemeler yanılmalar beni beklemekte yine. Her yaptığımız büyük bir başarı ile neticelenmiyor malesef. Hayalimde dışı beyaz kaplamalı, içi turuncu bir truff vardı.

Yalnız bu beyaz çikolata ne biçim bir şeyse beyaz kaplama falan olmadı. İçinde kakao olmayan birşeye nasıl çikolata diyoruz onu da anlamıyorum.

Tadı güzeldi balkabaklı truffun. Fakat istediğim görüntüde olmadı. Kıvamı da bildiğimiz truftan daha yumuşak oldu. Bu nedenle tarif vermek istemedim.


Bildiğimiz çikolatı olanı çok daha fazla seviyoruz. Oğlum "truff istiyoruuum" diye peşimde gezerken kaçacak yerim kalmaz. Truff krizlerimiz için dondurucuda sürekli bulundurduğum kakaolu keklerim mevcut. Bir iki saatte hazırlayabileceğiniz nefis trufflar çocuklarınızın vazgeçilmezi olacaktır eminim.


Hafta sonu maceramız burada noktalanmadı.
Devamı var...




Benim çılgın arkadaşım Tuğba'nın oğlu Altuğ için hazırladım bu pastayı. Hayalet gemi istediler benden. Elimden bu kadarı geldi artık.
İçi sade pandispanya. Çikolatalı krema, fındık, karamelize ettiğim muz ile hazırladım. Nice yıllar diliyorum Altuğ'uma yeniden.

Geçen hafta sonu çok yoruldum evet. :)
Bu hafta sonu hayalim; hava yağmurlu olsun, battaniyenin altında yeni başladığım kitabımı okuyayım, bir kurabiye olsun kahvemin yanında. Hepsi bu...

Mutlu, huzurlu bir hafta sonu diliyorum.
Sevgilerimle...

14 Şubat 2011 Pazartesi

Cevizli Kurabiye

19 yorum

Merhabalar,

Mini mini kalplerimiz pek cici oldu.
Tadı da bir o kadar güzel.
Oğlum normalde yemediği şeyleri kendi eli değince büyük bir keyifle tüketiyor.

Evimde tüketilmesi gereken pasta kurabiye olursa muhakkak birilerini çağırıp yedirmeliyim ya da gideceğim yere alıp götürürüm. :)
Kahve kurabiyesi ve bu kurabiye arasında çok çekiştik arkadaşım ile. O bunu sevmiş, ben ise kahve kurabiyesini. Ayrıca çocuklar da saldırınca bu poşetteki kurabiyelere yanılıyor muyum diye düşündüm.
Yok yok ben kahve aromasını daha çok seviyorum. :)) 


Bu minik kurabiye çantası ise maharetli arkadaşım, dostların bir tanesiii Çiğdemimden. Çeşit, çeşit evimde mevcut, kullanmaya kıyamıyorum. Bazen beni ailemden daha çok düşündüğünü hissediyorum. :)

Canım benim neler de hazırlar benim için, aklıma gelmeyen herşeyi benim için düşünür. Sen gibi bir dosta sahip olmak herkese nasip olmaz, iyiki varsın, iyiki almışım sana bir kerebiç kalıbı :))

Lafı uzatmadan tarifimi vereyim.

Malzemeler:
  • 200 gr margarin ya da tereyağ
  • 1/2 cup pudra şekeri
  • 1 yumurta
  • 1 pk vanilya
  • 1/2 cup ince çekilmiş ceviz
  • 3 cup un
  • 1 çay kaşığı kabartma sodası
  • Bir tutam tuz

Yapımı:
  • Margarin ve şekeri yoğurma kabınızda çırpın.
  • Yumurtayı ekleyip çırpmaya devam edin.
  • Un, soda, tuz, vanilyayı bir kapta eleyin.
  • Unlu karışımı ve cevizi yoğurma kabınızı ekleyin ve yoğurun.
  • Yumuşak bir hamur elde edin ve hamuru 10-15 dk dinlendirin.
  • Kalıplarla şekiller vererek 170 derecedeki fırında pişirin.
  • Üzerine de ahududu reçeli ekleyip servis ettim.


Eveett,
Böyle kalpli fincanlar kullanarak çekmek istedim resimlerimi günün anlamına ithafen. Resimler arasında kararsız kalınca hepsini ekledim. Ama birini eklersem diğerine haksızlık yapacakmışım gibi hissettim, kusuruma bakmayın lütfen. :))

Sadece bugün değil, bir ömür sevdiğinizle mutlu olmanız dileğimle.

Can YÜCEL'in dediği gibi.
....
Yoksa zor değil, hiç zor değil,
Demli çayı bardakta karıştırıp,
Bir başına yudumlamak doyasıya.
Ama ''Çaya kaç şeker alırsın?''
Diye soran bir ses olmalı ya ara sıra...

Yalnızlığa dayanırım da, bir başınalığa asla...
(Hayatımın Güzelliği'ne)

Ve hayırlı kandiller... Mutlu ve huzurlu bir hafta diliyorum.
Sevgilerimle...

11 Şubat 2011 Cuma

Bergamot Limonu Reçeli ve Kabuğu

18 yorum
Merhabalar...

Bodrum pazarında kendini kaybedenlerdenim ben de.
Güzelim Ege'nin tazecik otları, meyveleri, sebzeleri öylesine cezbedici ki.
Antep'den bunların hepsine sahip olamasam da, en azından oradan ziyaretime gelenlerden bunların bir çoğunu istiyorum.
Bu mevsimin gözdesi bergomot limonu, Bodrum mandalinası ve küflü mantardır şimdilerde.
Bodrumdan bana getirilecek en önemli şeyin ne olduğunu sorsam, hiç düşünmeden bergamot cevabını verebilirler.
Reçeli de çok güzeldir ama, o kabuğu yok muu.... Nasıl bir lezzet verir çaya , nasıl bir tazelik katar anlatamam.


Geçen yıl uğruna mutfağımı yakıyordum bu reçel için. :))
Sabahleyin işe gitmeden önce kaynatmaya bırakmıştım. O şekilde de unutup çıkmışım evden. İş yerine geldikten bir kaç saat sonra bir şimşek çaktı beynimde. Ben arabaya ne zaman bindim , onca mesefeyi  o hızla kaza yapmadan nasıl gittim, eve bu kadar kısa zamanda nasıl ulaştım anlayamamıştım bile. Mutfak yanıyor diye hayal ediyordum yol boyu. Nasıl kötü bir duygu bu. Neyseki en kısık ateşte kalmış tüp, bu da sadece tencereyi yakmaya yetmiş. Bu kötü tecrübeden sonra reçel yaparken korkuyorum haliyle :))

Reçelin hazırlığı günler öncesinden başlıyor.
Reçel için tam ölçü veremeyeceğim. Sadece nasıl yaptığımı anlatacağım.

Reçel İçin: Limonun kabuklarını soyup, içini çıkarın ve kabuklarını doğrayın. Kabukları tencereye alın 3-4 dk. kaynatın. Sürekli suyunu değiştirin. İkinci gün yine 3-4 dk kaynatın ve sürekli suyunu değiştirin. Aynı işlemi 3. gün de yapın. Kabukların acılığı gidinceye dek suyunu değiştirin. Ben şeker miktarını göz kararı ayarladım. Biraz su ile kaynattım. En sonunda yarım limonun suyu da ekleyip kaynatın.

Kabuklar İçin: Kabukları rondoda biraz inceltin ve yaklaşık 200 derecedeki fırında kurutun. Kuru çay ile karıştırın ve kullanın.


Rastladığım bir kaynak bergamot için şunları yazmış ;

"Bergamot hakkında bilmemiz gereken iki önemli nokta var. Birincisi bu ağacın yaprağı, meyvesi ve özellikle de tohumunun Osmanlı tıbbında önemli bir ilaç olduğu.
İkinci olarak bilmemiz gereken ise bergamot ağacı ve meyvesinin 16. yüzyılda Avrupa’ya Bergama’dan götürülen numunelerle tanıtılmış olması ve bu sebeple bu güzel kokulu narenciyeye İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca ve İspanyolca’da “bergamot” dendiği. "

Buradan faydalarını yazmaya kalkarsam bu yazı bitmez arkadaşlar.
Değinmek istediğim ve beni üzen bir konu var.
Bizim topraklarımızdan çıkmış bir meyveyi bir dünya tanıyor da biz yeteri kadar tanımıyoruz.
Evime misafir olup da çayımı içenler tarafından bu aroma hep sorulur, "bergamot kabuğu"  cevabını vediğimde ise aldığım yanıt hep aynıdır " o da ne ki" olur.

Biz insanoğluna ne güzellikle lütfetmiş Yaradan...
Sadece gören bir göz gerek. Sükreden bir dil, anlayan ve idrak eden bir akıl...

Mutlu huzurlu bir hafta sonu diliyorum.
Sevgilerimle...
 

*Ra Mutfakta Design by GeCe's Blogger Templates © 2010